KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/3303 E., 2011/1838 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Şubat 2011
- Mahkemesi
- İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
631 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25/07/2008 tarih ve 2005/585-2008/198 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 15.02.2011 gününde davacı avukatı ... geldi, davalılar avukatı Koç Sistem Bilgi ve İletişim Hiz. A.Ş. vekili Av. Erdem Kuntalp ile ...
Başkanlığı vekili Av. ..... geldiler, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, bilgisayar, bilgisayar donanımları ve program yazılımları sektöründe çok iyi bilinen ve dünyanın önde gelen şirketlerinden biri olan müvekkil şirketin A16 serisi bilgisayarlara ilişkin işletim sistemi yazılımının tüm telif haklarına sahip olduğunu ve bu yazılımın bir nüshasına ilişkin olarak Türkiye distribütörü olan davalı Koç Sistem Bilgi ve İletişim Hizmetleri Aş tarafından müvekkilini temsilen davalı ...
Başkanlığı arasında lisans sözleşmesi yapıldığını ancak YSK'nın müvekkili şirketin yazılımını lisans süresinin dolduğu 31Aralık 2003 tarihinden bu yana izinsiz olarak kullandığını, bu durumun açık bir telif hakkı ihlali olduğunu ileri sürerek mali haklara tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ve önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Koç Sistem vekili, sözleşmenin lisans sözleşmesi olmayıp, satış sözleşmesi olduğunu, aradaki distribütörlük sözleşmesine uygun yapıldığını, davacı tarafın sözleşmenin süreli yapılması yönünde bildirimde bulunmadığını, 1992 ve 1999'daki sözleşmelerin birbirlerine bağlantılı olduğunu, sözleşme ile eski yazılımın ayıbının giderildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... Başkanlığı vekili, satış sözleşmesi gereğince bedelin ödendiğini ve iddia edildiği şekilde sözleşmenin süreli olmadığını ve yazılımın süresiz olarak satıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, gerek 24/12/1992 ve gerekse 24/12/1999 tarihinde akdedilen her iki sözleşmede davacı ile davalı Koç sistem arasında akdedilen 1 Mart 1990 tarihli distribüsyon sözleşmesine dayanılarak yapıldığı, ilk sözleşmeye konu bilgisayar programı üzerinde 2000 yılı sorununun giderilmesi için ikincisinin akdedilmesi nedeniyle hukuki ve fiili bağlantı olduğu, dolayısıyla da sözleşmeleri birbirinden bağımsız değerlendirme olanağının bulunmadığı, 24.12.1992 tarihli ilk sözleşmede aynı distribüsyon sözleşmesine dayanılarak akdedildiği ve ücretinin de periyodik olarak değil, peşin olarak ödendiği,
daha sonraları bu ilk sözleşmenin süresiz olduğu noktasında herhangi bir uyuşmazlığında bulunmadığı, böylece ilk sözleşmenin süresiz olduğu taraflarca zımnen benimsendiği, davacının aynı sözleşmeye dayanarak yaptığı aynı tip iki sözleşmeden birini süresiz, diğerini süreli kabul etmesinin hukuki çelişki oluşturduğu,
davalı ...’nun bu ikinci sözleşmeyi ilk sözleşmeye konu bilgisayar programını 2000 yılı probleminin giderilmesi için zorunlu olarak akdettiği, özellikle ikinci sözleşme ile ilk sözleşmeye konu bilgisayar programı tamamen değiştirilmeyip, sadece ilk programın adaptasyonu sağlandığından bu işlem 5846 sayılı yasanın 6. maddesinin 1. fıkrasının 10. bendi kapsamında "bir bilgisayar programının uyarlanması, düzenlenmesi veya herhangi bir değişik yapılması" anlamında "Diğer bir eserden istifade suretiyle vücuda getirtilipte bu esere nisbetle müstakil olmayan işleme eserden ibaret olduğu,
...’nun seçim hizmetlerinin yürütülmesinde kullanılmak üzere alındığı, mahalli seçimler ve parlemento seçimlerinin de her 4 yılda yenilenmesi nedeniyle süreklilik arzeden ve uzunca bir dönem devam edecek hizmetler için alındığı veya alınmak istendiği taraflarca bilindiği, bu nedenle sadece bir kez kullanıp iade etmek üzere programı aldığını düşünmek ticari teammüllere ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğu, sözleşme yaparken süresiz kullanımın hedeflendiğinin tartışma götürmeyeceği , gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/3303, K. 2011/1838, 17 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama