KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/3357 E., 2010/9577 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
373 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/12/2008 tarih ve 2008/813-2008/796 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların, müvekkilinden para tahsil ettiklerini, geri vermediklerini, tahsili için yabancı mahkemede açılan davanın kabul edildiğini ileri sürerek, Federal Almanya Cumhuriyeti Frankenthal Asliye mahkemesinin 7 O 326/06 numaralı dosyada verilen 21.12.2006 tarihli kararın ve yargılama masraflarına dair hükmün tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, kararın HUMK.nun 17 nci maddesinde düzenlenen ve Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisine giren konuda verildiğini, kamu düzenine ilişkin olduğunu, tenfiz koşullarının bulunmadığını, esasen davacının müvekkili şirketiyle ilgisinin olmadığını, dava dışı... Verwaltungs GmbH şirketinin ortağı bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının Alman mahkemelerinde alacak davası olarak talebini hüküm altına aldırdığı, davalı şirkette ortaklığının bulunduğu iddiasıyla daha önce mahkemede açılan davaların TTK.nun 405/2 nci maddesi uyarınca reddedildiği, kararın Yargıtay’ca onandığı, anılan yasal düzenleme karşısında yabancı mahkemenin kararının tenfizine karar verilmesi halinde açıkça Türk yasalarına aykırı bir durum oluşacağı, ticari hayatın işleyişine ve kamu düzenine de aykırı bulunacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davalılar vekili, davacının müvekkili şirkette ortaklığının bulunmadığını, tenfizi istenen mahkeme kararında açıklanan...-...’de ortaklığının olduğunu savunmuştur.
Tenfizi istenen yabancı mahkeme kararında da davalıların, anılan yabancı şirket için davacı ile yatırım sözleşmesi imzaladıkları, yatırım aracıları oldukları için sorumlu tutuldukları kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Dosyada davacının, davalı şirketin ortağı olduğuna dair bir bilgi ve belgeye rastlanılmamıştır.
Esasen, davacının, tenfize konu olayla ilgili olarak davalılar aleyhine önceden Türkiye’de dava açtığı ve bu davanın TTK.nun 405/2 nci maddesi uyarınca reddine karar verildiği de savunulmamıştır. O halde, somut olaya uygun olmayan gerekçe ile davanın reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/3357, K. 2010/9577, 4 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama