KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/3656 E., 2010/10024 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
611 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09.10.2008 tarih ve 2006/755-2008/468 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinin acentesi bulunduğunu, diğer davalıların acente davalının doğmuş veya doğacak borçlarına ayrı ayrı 50.000.00 YTL ile sınırlı müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduklarını, acentelik sözleşmesinin 17.11.2006 tarihli ihtarnameyle tek taraflı olarak feshedildiğini, 20.000.00 TL teminat mektubunun paraya çevrildiğini, bakiye alacağın ödenmediğini ileri sürerek, davalı gerçek kişilerin kefalet limiti ile sınırlı olmak üzere, 43.471.53 YTL’nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, istenilen miktarın müvekkili şirketin düzenlediği tüm poliçelerin karşılığı olduğunu, yapılan ara ödemeler ile nakde çevrilen teminat mektubu sonrasında ihtarname tarihi itibariyle alacaklı duruma geçtiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının, davalı acenteden dava tarihi itibariyle 43.471.53 YTL alacağının olduğu, davadan sonra davalı acentenin alacakları düşüldüğü, 09.05.2008 tarih itibariyle davacının 13.008.00 YTL alacağının kaldığı, bu alacaktan kefil olan diğer davalıların 50.000 YTL limit ile sorumlu bulunduğu, her davanın açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirileceği, davadan sonra yapılan ödemelerin infaz sırasında icra dairesince dikkate alınacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, 43.471.53 YTL’nin davalılardan tahsiline, yapılan ödemelerin kararın infazında dikkate alınmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bentlerin kapsamları dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, sigorta acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Davalı şirket ile davacı arasında sigorta acentelik sözleşmesi imzalandığı, diğer davalıların 50.000.00 YTL’ye kadar doğacak borç için sorumlu olmak üzere müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladıkları, davacının acentelik sözleşmesini 17.11.2006 tarihli ihtarnamesiyle feshettiği, verilen teminat mektubunun paraya çevrilmesi sonrasında dava tarihi itibariyle bakiye 43.471.53 YTL alacağın kaldığı iddiasıyla işbu davanın açıldığı hususları uyuşmazlık konusu değildir.
Taraflar arasındaki çekişme, dava tarihi itibariyle davalıların bir borcunun bulunup bulunmadığı ve varsa miktarı noktalarında toplanmaktadır. Davalılar vekili, talep edilen tutarın üretilen tüm poliçelerin karşılığı olduğunu, müvekkillerinin bir borcunun bulunmadığını savunmuştur Mahkemece, davacı kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Ancak, temel alınan bu rapor hüküm kurmaya yeterli olmadığı gibi denetime de elverişli değildir. Her ne kadar taraflar arasındaki sözleşmede uyuşmazlık halinde davacı ... şirketinin defter ve kayıtlarının esas alınacağı yönünde delil sözleşmesi mahiyetinde hükme yer verilmiş ise de, bilirkişi raporunda davacının alacağı olan tutarın varlığı genel olarak belirtilmiş, dayanakları açıklanmamıştır.
Ayrıca, poliçelerin düzenlenmesi sonrasında primlerin nasıl tahsil edildiği, ne zaman hesaplara geçtiği, davalı şirketin komisyon alacağının ne kadar olduğu, bunun nasıl tahsil edildiği gibi hususlar irdelenerek tarafların nasıl çalıştıkları açıklanmamış, dava tarihi itibariyle davacı alacağının muaccel alacak olup olmadığı yönleri tartışılıp değerlendirilmemiştir.
Bu durum karşısında, davalılar vekili itirazı da dikkate alınarak, yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde bilirkişiden ek rapor alınması veya yeniden uzman bilirkişi vasıtasıyla inceleme yaptırılarak denetime uygun rapor alınması, dava tarihi itibariyle davacı alacağının tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
3- Ayrıca, davanın açıldığı tarihten sonra davalıların ödemelerinin olduğu sabit olduğu halde, ödenen miktar itibariyle davanın konusunun kalmadığı dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi de yanlış olmuştur.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/3656, K. 2010/10024, 11 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama