KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/3698 E., 2011/2073 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Mart 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
843 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.12.2008 tarih ve 2007/452-2008/447 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili ile İhlas Matbaacılık A.Ş. vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 01.03.2011 gününde davacı vekili Avukat .....ile davalılardan İhlas Matbaacılık Gaz.San.Tic.
A.Ş. vekili Avukat ... ve tasfiye halinde İhlas Finans Kurumu A.Ş. vekili Avukat ..... duruşmaya geldi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin İhlas Holding bünyesinde faaliyet gösteren davalı ... Finans Kurumu A.Ş. nin Ankara Şubesi nezdinde Euro ve USD olmak üzere iki adet müşterek döviz hesaplarının bulunduğunu, anılan davalının mudilere paralarını iade edememesi üzerine diğer davalı ...
Matbaacılık A.Ş.’nin sahibi olduğu devremülkün, bu teklifi kabul eden mudilere mevduat tutarları karşılığında devrinin yapılarak satış bedellerinin mudilerin İhlas Finans Kurumu A.Ş.’nin hesaplarından İhlas matbaacılık A.Ş.’nin hesaplarına havale edildiğini, müvekkili ....’nın vekili ....’a da ikna ettirilerek dokuz adet devre mülk satış sözleşmesinin imzalattırıldığını, oysa müvekkilince verilen vekaletnamede bu yönde bir yetki bulunmadığını, öte yandan havale edilen hesabın davacı ... ile müşterek hesap olup ...’nin kimseye bir vekaletname vermediğini ileri sürerek,
ıslah dilekçesi ile birlikte şimdilik (78.898) TL’nın temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı TH.İhlas Finans Kurumu A.Ş. vekili, müvekkilince vekaletnameye dayanılarak işlem yapıldığını, davacıların hesaplarının kar ve zarara katılma şeklinde teselsüllü hesap olup davacılardan her birisinin bağımsız tasarruf yetkisinin bulunduğunu savunmuştur. Diğer davalı vekili, cevap dilekçesi vermeyip yargılama sırasında davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemize ait 15.05.2007 tarihli ilama dayanılarak, devre mülk sözleşmelerinin iptaline yönelik talep hakkındaki kararın kesinleştiği, davacı ... tarafından dava dışı ...’a verilen vekaletnamede devremülk satın alınması veya hesaptan virman yapılması yönünde bir yetkinin bulunmadığı, ayrıca davalı ... kurumunun tasfiye halinde olup tasfiye amacını aşa şekilde işlem yapamayacağı, ancak davalı ... kurumunun tasfiyesinin, niteliği gereği bir iflas tasfiyesi biçiminde olmadığı, özel finans kurumlarının katılım hesaplarına yatırılmış paraların kar ve zarara katılma prensibiyle işletildiği,
başka bir deyişle hesap sahiplerinin sabit bir para alacağının bulunmayıp bu rakamların gerçek değerinin ancak hesapların tasfiyesi ile ortaya çıkabileceği, hesaplar üzerinde yapılan işlemlerin tamamen farazi rakamlardan ibaret olup davalı ...
Matbaacılık A.Ş.’nin davacılara devremülk sattığı ve karşılığını nakit olarak değil beklenti olarak kayıt altına aldığı, dolayısıyla yapılan işlemler geçersiz ise de bu işlemlerin geri alınmasının, davacıların hesaplarına ödeme yapılması şeklinde olamayacağı, bu durumun diğer hesap sahipleri açısındanda haksızlığa neden olacağı, tasfiye işlemleri sonuçlanmayıp tasfiye bakiyesi ortaya çıkmadığından, alacak davasının erken açıldığı gerekçesiyle devremülk sözleşmelerinin iptaline yönelik talep hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına, alacak davasının reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili ile davalı ... Matbaacılık A.Ş. vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, yetkisiz vekaletnameye dayalı satış işleminin iptali ile davacıların ortak hesaplarından bu nedenle havale edilen paranın istirdadı ve uğranılan zararın tazmini istemlerine ilişkindir.
Dairemize ait 15.05.2007 tarihli bozma ilamı sonrasında yapılan inceleme sonucunda, geçersiz devre mülk satım sözleşmeleri bedelinin ödenmesi amacıyla davacıların ortak hesaplarındaki paraların bir miktarının davalı ... Matbaacılık A.Ş.’nin, yine diğer davalı T.H. İhlas Finans Kurumu A.Ş. nezdindeki hesabına havale edildiği anlaşılmıştır. Esasen anılan hususlar davalı T.H. İhlas Finans Kurumu A.Ş. vekilinin 24.03.2008 tarihli dilekçesinde de kabul edilmiştir.
Hesaplar arasında havale işlemi gerçekleştiğine ve bu işlemin dayanağı olan satım sözleşmesinin geçersiz olduğu tespit edildiğine göre, artık anılan satım sözleşmesi dolayısıyla davalı ... Matbaacılık A.Ş.’nin hesabına, diğer bir deyişle uhdesine geçen paranın da anılan şirketten tahsili ile davacılara ödenmesi gerekir. Davalı ... Matbaacılık A.Ş.’nin hesabının da kâr ve zarara katılım hesabı olması bu sonucu değiştirmez. Zira bu savunma davacılara karşı ileri sürülemez.
O halde mahkemece davacıların hesabından satım sözleşmesi dolayısıyla davalı ... Matbaacılık A.Ş.’nin hesabına havale edilen meblağın, anılan davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu işlemden dolayı davalı ... kurumunun sorumluluğuna gelince; dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların içinde davalı T.H. İhlas Finans Kurumu A.Ş.’nin hesaptan para çekme veya virman yapma yetkisi içermeyen, sadece emeklilik işlemleri için yetki veren bir vekaletnameye dayanılarak, hiçbir inceleme yapmadan alelacele havale işlemini gerçekleştirmesinin, davalı ... yönünden kusur teşkil ettiği iddiası da yer almaktadır.
Bu durumda mahkemece anılan iddianın da değerlendirilmesi gereklidir. Esasen Dairemize ait bozma ilamında “paranın İhlas Finans Kurumu A.Ş.’ne havale edilmesi halinde davacıların parayı kimden ve ne şekilde isteyebileceğinin ayrıca değerlendirilmesi gerektiği” belirtilmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece davalı ... kurumunun yetkisiz vekile havale yaptırmakla kusurlu ve bu nedenle de doğan zarardan sorumlu olduğuna dair davacı taraf iddiası karar yerinde değerlendirilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması dahi doğru görülmemiş, kararın yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davalı ... Matbaacılık A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/3698, K. 2011/2073, 1 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama