KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/3763 E., 2010/9677 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
386 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Adana 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.11.2008 tarih ve 2007/2271 - 2008/1990 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatif ortağı olup, tüm taksitlerini zamanında ve eksiksiz olarak ödemesine rağmen, bedelini ödediği bononun davalıca haksız olarak takibe konulduğunu, müvekkilinin icra tehdidi altında senet bedelini yeniden ödemek zorunda kaldığını, haksız haciz ve takip nedeniyle manevi zarar gördüğünü ileri sürerek, 1.000,00 TL maddi ve 3.500,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz edilmiştir.
1- HUMK 388/3 ncü maddesine göre, mahkeme kararları, iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, çekişmeli ve çekişmesiz hususları, çekişmeli konularda toplanan delilleri, delillerin tartışmasını, ret ve üstün tutma nedenlerini, sabit görülen vakıalardan çıkarılan sonuç ve hukuki nedeni de içermelidir.Yine Anayasanın 141 nci maddesinin 3 ncü fıkrası hükmü de,tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olmasını amir bulunmaktadır.Yargıtay denetimi de ancak bir kararın gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir.
Temyiz konusu yapılan mahkeme kararda ise, tarafların iddia ve savunmalarının yazılmasından sonra, “ bu şekilde tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, davanın reddine karar vermek gerekmiştir” denilerek dava reddedilmiştir. Bu durumda, davacının maddi ve manevi tazminat istekleri bulunduğu dikkate alınarak, her bir talebinin hangi gerekçeyle reddine karar verildiğine ilişkin gerekçe, açıklama ve tartışma ortaya konmadığı açıkça görülmektedir.
Bu itibarla, yasal dayanakları gösterilen her bir istemin tek tek tartışılması, ele alınması, denetime elverişli bir hüküm kurulması gerekirken, karar, HUMK 388/3 ncü maddesinde belirtilen unsurları taşımamaktadır. Karar, bu hükme aykırı olduğu gibi, HUMK.nun 428 nci maddesine göre yapılacak Yargıtay denetimi olanağını da ortadan kaldırdığından, mahkemece,denetime elverişli, yasanın aradığı hususları içeren bir gerekçeli karar yazılmak üzere kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/3763, K. 2010/9677, 4 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama