KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/3808 E., 2010/9683 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
328 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Adana 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.12.2008 tarih ve 2008/806-2008/2385 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında imzalanan acentelik sözleşmesinin feshedildiğini, ancak bakiye 3.485,60 YTL borcun ödenmediğini, bu meblağın işlemiş faiziyle birlikte toplam 6.923,50 TL’nin tahsili için başlatılan icra takibine de haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkâr tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin borçlu değil alacaklı bulunduğunu, müvekkilince davacıya teslim edilen fatura ve demirbaşların hesaba dâhil edilmediğini ve talebin haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiş ve % 40 kötüniyet tazminatının davacıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda tarafların acentelik sözleşmesini karşılıklı feshederek ibralaştıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1) Dava, davacı kargo şirketi ile davalı acente arasındaki acentelik sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsiline ilişkin icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.
Mahkemece, bozma sonrası davalı kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, davalının defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı ve dava konusu alacağın davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı saptanmış, taraflar arasındaki 14.09.2004 tarihli ibraname esas alınarak ibranameyle, tarafların acentelik sözleşmelerini karşılıklı feshederek ibralaştıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ne var ki, hükme esas alınan ibranın, davalı acentenin davacı şirketi ibrasına ilişkin olup, davacının davalıyı ibrasına ilişkin değildir. Bu itibarla mahkemece ibranameye dayanılarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
2) Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/3808, K. 2010/9683, 4 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama