KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/386 E., 2010/8499 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Birleşen
- İstanbul Asliye 8.Ticaret Mahkemesi'nin 2006/422 Esas sayılı dosyası
- Birleşen
- İstanbul Asliye 8.Ticaret Mahkemesi'nin 2006/423 Esas sayılı dosyası
- Birleşen
- İstanbul Asliye 8.Ticaret Mahkemesi'nin 2006/424 Esas sayılı dosyası
- Birleşen
- İstanbul Asliye 8.Ticaret Mahkemesi'nin 2006/425 Esas sayılı dosyası
- Birleşen
- İstanbul Asliye 8.Ticaret Mahkemesi'nin 2006/426 Esas sayılı dosyası
- Birleşen
- İstanbul Asliye 8.Ticaret Mahkemesi'nin 2006/427 Esas sayılı dosyası
- Birleşen
- İstanbul Asliye 8.Ticaret Mahkemesi'nin 2006/428 Esas sayılı dosyası
- Birleşen
- İstanbul Asliye 8.Ticaret Mahkemesi'nin 2006/429 Esas sayılı dosyası
- Birleşen
- İstanbul Asliye 8.Ticaret Mahkemesi'nin 2006/430 Esas sayılı dosyası
- Birleşen
- İstanbul Asliye 8.Ticaret Mahkemesi'nin 2006/431 Esas sayılı dosyası
- Birleşen
- İstanbul Asliye 8.Ticaret Mahkemesi'nin 2006/432 Esas sayılı dosyası
Karar Metni
542 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 8.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03.06.2008 tarih ve 2003/188-2008/327 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ...Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili asıl ve birleşen davalarda, müvekkillerine davalı ... tarafından verilen hazine bonolarının sahte çıktığını, anılan davalının iş akdinin feshedilmesine rağmen şirketteki çalışma odasına gelip gittiğini, işlemlerin şirketin merkezinde, davalı ...’in odasında gerçekleştirilmiş olduğunu, müvekkillerinin davalı ...’ın şirkette müdür yardımcısı olarak görev yaptığını zannederek bu işlemleri yaptıklarını, müvekkillerinin uğradığı zarardan davalı ... haksız eyleminden dolayı,
davalı şirket ise iş akdi feshedilen bir şahsın şirkete gelip gitmesine izin vermek suretiyle müvekkillerinin dolandırılmasına neden olduğundan istihdam eden sıfatıyla sorumlu bulunduğunu ileri sürerek, asıl ve birleşen davalarda hazine bonolarından kaynaklanan alacakları ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000.000 TL munzam zararın faizleriyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava edilmiştir.
Davalı şirket vekili, davalı ...’in 26.04.1996 tarihinde işyerinden ayrıldığını, belgelerin müvekkili şirkete ait olmayıp, davalı ... tarafından düzenlendiğini, davaya konu olaylar ile müvekkili şirket arasında hiçbir illiyet bağının bulunmadığını, bu nedenle davacıların iddia ettiği gibi müvekkili şirketin Borçlar Kanununun 55 nci maddesi uyarınca sorumlu tutulamayacağını savunarak, asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir. Diğer davalı davalara yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...’in iş akdinin feshedilmesine rağmen aynı şirket bünyesinde eylem ve işlemlerine devam ettiği, müşteriler nezdinde bu durumun adı geçenin görevinin ve yetkisinin aynı biçimde devam ettiği şeklindeki bir nitelendirmeye müsait olduğu, davalı şirket nezdinde çalıştığı görüntüsü bulunduğu, bu durumun davalı şirket için ağır bir hizmet kusuru oluşturduğu, davacılara verilen belgelerin üzerinde basit bir inceleme ile görülebilecek açık çelişkiler bulunduğu,
mevcut çelişkilerin orta düzeydeki bir müşteri tarafından kolayca anlaşılabileceği olgusu nazara alındığında ve yatırım hesabı karşılığında bir hesap cüzdanı talep edilmemesi nedeniyle davacıların da zararın oluşumunda kusurlu oldukları, bu durumda davacıların % 25 oranında kusurlu olduklarının kabulü ile belirlenen zararlarından bu oranda indirim yapılmasının uygun olduğu, davacıların munzam zarara ilişkin istemlerinin ise bu aşamada dinlenme koşullarının bulunmadığı sonucuna varılarak, asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne, munzam zarar istemlerinin ise anılan gerekçe uyarınca reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı ...Ş. vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ...Ş.vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/386, K. 2010/8499, 20 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama