KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/4219 E., 2010/9190 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
814 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20.11.2008 tarih ve 2005/65 - 2008/609 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri ve ihbar olunan vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında cari kredi sözleşmesi olduğunu, 31.12.2000 tarihinden itibaren hukuki problemler yaşadıklarını, davalının Şubat 2001 krizinden sonra 22.03.2001 tarihinde kredinin dövize dönüştürülmesi yönünde talimat vermesini istediğini, TL bazında borcu ikiye katlayacak bu talebi kabul etmediklerini, tehdit ve baskıların arttığını, 31.12.200-31.03.2001 kredi hesap döneminde hangi faiz oranlarının uygulandığı,
dönem sonu faizin ne kadar tahakkuk ettiği, ödenen paraların anapara ve faize mahsup edilen kısımları ve teminat çeklerinin ödenip ödenmediğine dair bilgi verilmediğini, ihtarlara cevaplarda yeterli açıklığın olmadığını, davalı aleyhine bu nedenlerle menfi tespit davası açıldığını, bu davada borcun fazlasıyla ödendiğinin ortaya çıktığını, dava dışı tutulan çeklerden dolayı da alacağının bulunduğunu, ayrıca dava edilen dönemden sonra da ödemelerinin bulunduğunu,
avans faizi oranları da dikkate alındığında 15.04.2005 tarihi itibariyle 92.005.122.367 TL anapara ve 178.707.010.733 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 270.712.133.100 TL’nin 15.04.2005 tarihinden itibaren en yüksek banka reeskont faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, istirdat davasının süresinde açılmadığını, icra takibinde veya cebri icra tehdidi altında ödeme yapılmadığını, istemin yersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, taraflar arasında kesinleşen menfi tespit davası hükmü, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı arasında kredi ilişkisi olduğu, 30.09.2001 tarihi itibariyle davacının davalıya borçlu olmadığının hükmen kesinleştiği, bu dosyada davacının sehven hesaba dahil edilmeyen ödemeleri ile sonradan yaptığı ödemelere ilişkin haklarını saklı tuttuğu, 6 çekle ilgili olarak Yapı Kredi Devrek Şubesinden verilen çekin tevdii bordrosunda yer almadığı, diğer çeklerin davalıya tevdii edildiği,
akıbetleri hakkında sonuç bilgi bulunmamakla birlikte toplam 5.342.00 YTL bedelli çeklerin, ibrazlarında karşılıksız çıktığı ve takas bölümünce Bayrampaşa Şubesine iade edildiği, bu şubeden hesapların devir edildiği Güneşli Şubesine gönderildiğine dair kaydın olmadığı, durumun müfettiş incelemesi ile belirlendiği, çeklerin ibraz edildikleri ve karşılıksız çıktığı, hesaba dahil edilmediği,
fazla ödemesinin olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 76.516.12 YTL asıl alacak ve 125.291.44 YTL işlemiş faiz ile birlikte toplam 201.807.56 YTL’ye 15.04.2005 tarihinden itibaren 01.05.2005 tarihine kadar işleyecek reeskont, bu tarihten sonra yasal faiz uygulanarak tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri ile ihbar olunan vekili temyiz etmiştir.
1-Bir davada kararı temyiz etme hakkı, yalnız taraflara veya hüküm ile kendisine mükellefiyet yüklenen veya bir hakkı ihlal edilen kimseye veyahut kanunun açıkça belirttiği mercilere aittir.
Temyiz isteminde bulunan Birleşik Fon Bankası A.Ş talebe konu davada ihbar olunan konumundadır. İhbar eden tarafın temsilcisi olarak davaya katılmamıştır. Karar başlığında davalı olarak gösterilmemiş, aleyhine de hüküm kurulmamıştır. O halde, ihbar olunan Birleşik Fon Bankası A.Ş vekilinin kararı temyiz etmede hukuki yararı bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm ve davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3-Dava, banka kredi sözleşmesi uyarınca fazladan ödenen paranın tahsili istemine ilişkindir. Davacı ile davalının el koyduğu Bayındırbank A.Ş Bayrampaşa Şubesi arasında kredi ilişkisi olduğu hususu uyuşmazlık konusu değildir. Çekişme, bu kredi ilişkisi nedeniyle davacı kredi kullananın, kredi kullandıran davalı tarafa fazladan ödemesinin olup olmadığı, varsa bunun tutarı noktalarında toplanmaktadır.
Taraflar arasında görülen borçlu olmadığının tespiti davası ile mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapordan anlaşılacağı üzere, davacının, davalıya fazladan ödeme yaptığı sabittir. Davacı vekili, ayrıca kredi ilişkisi nedeniyle verilen 6 ayrı çekin de iade edilmediğini, akıbetlerinin bildirilmediğini, bu çek tutarları kadar da alacaklarının olduğunu ileri sürmüştür.
Çek tevdii bordrosundan anlaşılacağı üzere, muhatabı Yapı Kredi Devrek Şubesi olan çek dışındaki diğer çeklerin davalıya teslim edildiği tartışmasızdır. Mahkemece, anılan çeklerin ibraz edildikleri ve karşılıksız çıktığı sonucuna varılarak çek tutarları davacı alacağı bakımından hesaplama dışı tutulmuştur. Ancak, bu sonuca davalıya devir edilen bankanın müfettişi tarafından düzenlenen teftiş raporuna itibar edilerek varılmıştır.
Çeklerin akıbetleri tam olarak araştırılmamıştır. Teftiş raporunun içeriği, daha çok davalının iç işleyişi ile ilgili olduğu gibi esasen varsayımlara dayalıdır. Kredi ilişkisi nedeniyle davacı tarafından teslim edilen çeklerle ilgili takip yapmak yükümlülüğü, esasen davalıya aittir. Karşılıksız kaldıklarında veya kaybolduklarında gereken işlemleri yapmak ve haklarını kullanabilmesi açısından davalıya bildirim yükümlülüğü altındadır.
O halde, uyuşmazlığa konu çeklerin karşılıksız çıkma dahil olmak üzere akıbetlerinin tam olarak araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu yönüyle eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/4219, K. 2010/9190, 27 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama