KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/4316 E., 2010/10692 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
443 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kırklareli Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.02.2009 tarih ve 2008/32 - 2009/114 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalının Kırklareli Şubesi nezdinde hesabı olduğunu, bu hesaptan iradesi dışında internet yoluyla başkası adına havaleler yapıldığını ileri sürerek, 10.001,50 YTL nın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, internet hizmetlerinin genel müdürlükçe verildiğini, yetkili mahkemenin İstanbul mahkemeleri olduğunu, esasen davanın yerinde bulunmadığını savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalının internet hizmetinin genel merkez tarafından sağlandığı, münferiden şubelerin yerine getirmediği gerekçesiyle mahkemenin yetkisizliğine, talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İstanbul Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir
Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan davacıya ait hesaptaki paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlem sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçe ile yetkisizlik kararı verilmiştir.
Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi). Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Borçlar Kanunu’nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi
yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde uyuşmazlığa konu hesap sözleşmesinin davacı ile davalı Bankanın Kırklareli Şubesi tarafından imzalandığı anlaşılmaktadır. Bu sözleşmede internet yoluyla bankacılık işlemi yapılabilmesi de kararlaştırılmıştır.
HUMK'nun 17. maddesinin birinci cümlesinde, gerçek veya tüzel bir kişinin muhtelif yerlerde şubeleri bulunduğu takdirde o şubenin işlemlerinden dolayı iflas davası müstesna olmak üzere o şubenin bulunduğu yerde dahi davanın açılmasının mümkün olduğu hükme bağlanmıştır.
Bu durum karşısında, hesap sözleşmesinin davalının Kırklareli Şubesi ile imzalandığı, şubenin işleminden kaynaklandığı, mahkemenin yetkili olduğu dikkate alınarak, yetki itirazının reddiyle işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/4316, K. 2010/10692, 25 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama