KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/4688 E., 2011/3344 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mart 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
472 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19.06.2008 tarih ve 2006/574-2008/390 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı banka vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 22.03.2011 gününde davacı avukatı ... ile davalı ...Ş. avukatı ....geldi, davetiye tebliğine rağmen diğer davalı ... vekili duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin de ortağı olduğu dava dışı Minimak Asansörleri A.Ş.nde çalışan davalı ...’ün davacı müvekkilinin davalı bankanın Göztepe Şubesindeki hesabından sahte talimat ile 61.999 USD tutarındaki parasını çektiğini, davalı Bankanın bu hususta müvekkilinden teyit bile almadığını, olayda davalı bankanın kusurlu bulunduğunu ileri sürerek, bu meblağın temerrüt faizi ile davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Banka vekili, tüm ödemelerin davacının bankaya verdiği ıslak imzalı talimatıyla yapılmış olduğunu, davacının şirketinde çalışan diğer davalı ...’ün davacının talimatı yanısıra hesap cüzdanları ile birlikte bankaya geldiğini, işlemlerin yapılmasından sonra hesap cüzdanlarının işlendiğini, davacıya ait imza sirküleri ile talimatlardaki imza karşılaştırıldıktan ve birbirini tuttuktan sonra ödemelerin yapılmış olduğunu, her seferinde davacıyı arama zorunluluğu bulunmadığını, bankanın işlemleri yaparken yasalara ve bankacılık teamüllerine uygun hareket ettiğini, müvekkili bankanın üzerine düşen dikkat ve ihtimamı gösterdiğini,
davacının talimatlı ödemeleri 24.8.2004 tarihinden itibaren başladığı halde 24.06.2005-05.06.2006 tarihleri arasındaki ödemelerin tahsili için huzurdaki davayı açtığını, davacının hesaplarını bir yılı aşkın süre kontrol etmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı ...'ün, davacı adına davalı Bankaya hitaben sahte olarak düzenlenip imzalanan talimatla davacının hesabından dava konusu yapılan bedeli çektiği, sahte talimatla büyük miktarda ödeme yapan davalı banka elemanının durumu telefon, fax, ... gibi duyurmak, teyit almak gibi önleyici tedbirler almadığı, adam çalıştıran olarak görülecek işe uygun fikri, mesleki bilgi ve yeteneklere sahip personel seçmeyen davalı bankanın, güven kurumu olarak denetim ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmediği, davalı ... haksız fiil.
BK.nun 100 ncü maddesi doğrultusunda kurtuluş kanıtı sunamayan, aldığı mevduatı özenle korumayan ve hafif kusurundan dahi sorumlu olan davalı bankanın da adam çalıştıran sıfatıyla, davacının oluşan zararını müteselsilen sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılardan Banka vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılardan Banka vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/4688, K. 2011/3344, 24 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama