KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/5119 E., 2011/8932 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Temmuz 2011
- Mahkemesi
- İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
715 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 23.10.2008 tarih ve 2006/585 - 2008/268 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekillerince istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 12.07.2011 gününde davacı avukatı ..... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 1911 yılında kurulup, o tarihten beri hizmet sektöründe, gerek Harry’s New York Bar S.A. olarak bizzat açtığı barlar ile gerekse üçüncü kişilere ve özellikle de büyük tanınmış uluslararası otel işletmecilerine franchising vermek suretiyle faaliyetlerini sürdürdüğünü, “Harry’s New York Bar” “Harry’s Bar” ve “Harry’s” markalarını kendi adına dünyanın pek çok ülkesinde tescil ettirdiğini, “Harry’s Bar” markasının bar hizmetlerini içeren 42. sınıf hizmetler için ülkemizde de tescilli olduğunu, müvekkili markalarının Paris Sözleşmesi’nin 6. mükerrer 1. maddesi kapsamında dünyaca tanınan markalar olduğunu,
davalının uluslararası oteller zincirinin bir parçası olan Hyatt Regency otelinin İstanbul şubesini ve otelin içerisinde “Harry’s Jazz Bar” ismiyle bir bar işlettiğini, davalının kullandığı “Harry’s Jazz Bar” ibaresinin müvekkilinin “Harry’s Bar” ibareli tescilli markasıyla aynı olduğu, davalının müvekkilinin ticari unvan ve marka tecavüzü yoluyla oluşturulan aynılık ve aynılık derecesindeki benzerliklerin davalının işletmesinin müvekkilinin işletmesi veya müvekkilinin izni veya lisansı ile işletilmekte olduğu şeklinde algılanmasına neden olduğu ve bundan dolayı davalı tarafın haksız olarak kazanç elde ettiğini ileri sürerek,
davalının müvekkilinin ticari unvanına ve marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan eylemlerinin tespit ve önlenmesine, 556 sayılı KHK'nin 66 ve 67. maddeleri ile TTK'nun 58/2. fıkrası gereğince belirlenecek en fazla miktar üzerinden ödenmesi gereken tazminatın belirlenmesine, şimdilik (100.000) Euro’nun faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin kullandığı isimde yer alan “Jazz” ibaresinin davacı markasıyla iltibas ihtimalini tamamen bertaraf eder mahiyette olduğunu, davacı iddiasının aksine “Harry’s Bar” markasının Türkiye’de tanınmış bir marka olmadığını, markasını tescil ettirdiği 42. sınıf dışındaki ürün ve hizmetler bakımından markasının himayesini talep edemeyeceğini, talebin fahiş olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemize ait 21.03.2006 tarihli ilama dayanılarak, davalının işyerinde HARRY'S JAZZ BAR ismini kullanmasının davacının ticari unvanına ve markasına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine ve önlenmesine, (144.066) TL tazminatın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, hüküm özetinin ilanına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; mahkemece Dairemiz ilamından önce tesis edilen ilk kararda, davacı alacağı döviz üzerinden belirlenmiş ve bu alacağa %5,75 oranında döviz faizi uygulanmış, Dairemizce diğer nedenlerin yanında, yabancı para üzerinden tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur.
Bu durumda Dairemiz bozma ilamının mahkemece hükmedilecek alacağın fer’ilerini de kapsayacağı, diğer bir deyişle davalı yararına bu konuda bir usulü kazanılmış hak oluşmayacağı tabiidir.
Dolayısıyla mahkemece aksi gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değilse de, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi, yargılamanın yeniden icrasını gerektirmediğinden, HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/5119, K. 2011/8932, 14 Temmuz 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama