KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/5182 E., 2010/13012 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
621 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bodrum 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.03.2008 tarih ve 2000/351 - 2008/98 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı kooperatifin yöneticileri ve denetçi vekili, davalıların kooperatifin yönetim ve denetim kurulu üyesi oldukları 1998-1999 yıllarında kooperatifi zarara uğrattıklarını, anılan dönemlere ilişkin kooperatifin mal ve hizmet alım muamelelerine dayanak teşkil eden alış ve gider faturaları ile serbest meslek avans ödemelerinin Vergi Usul Kanunu hükümlerine aykırı olduğunu, ticari muamelelerin ve kasa hareketlerinin gerçekleri yansıtmadığını, davalıların kooperatifi kusurlu, kasıtlı ve kötüniyetli işlem ve davranışları ile zarara uğrattıklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla uğranılan toplam 32.251.033.834.-TL zararın davalılardan faizi ile birlikte tahsili ile zararların güncelleştirilerek hesap ettirilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalılar ..., ... ve ... vekili, davanın dayanağı olarak gösterilen hesap tetkik komisyonu raporlarının gerçeği yansıtmadığını, yönetim kurulu üyeleri olan müvekkillerinin kooperatif işlerinde özenli olarak hareket ettiklerini, ortada bir zararın bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Diğer davalılar, görevde olmadıkları dönem için denetim görevlerinin bulunmadığını savunarak, haklarındaki davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen 14.12.2007 havale tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, zarar toplamı olan 2.711,10 YTL miktardan her iki yılda tasfiye kurulu olarak görev yapan davalılar ..., ... ve ...’ın müteselsilen sorumlu oldukları, 1998 ve 1999 yılları için denetim kurulunun oluşturulmadığı, bu nedenlerle denetim kurulu sıfatı ile davalı olarak gösterilen kişilerin zarardan sorumlu tutulamayacakları sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulü ile, 2.711,10 YTL’nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ..., ... ve ...’dan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalılar ... ve Süleyman Attaroğlu aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak, davalılar ... ve ...’in dava açıldıktan sonra ölmeleri nedeniyle davacı tarafından anılan davalılar hakkındaki davalara devam edilmeyeceği, davanın mirasçılarına yöneltilmeyeceği açıkça bildirilmiş olup,
yargılama sırasında ölen davalılar hakkındaki davaların mirasçılarına karşı da devam edilmemiş olmasına göre takipsiz bırakılmaları nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ölen davalılar hakkında davanın reddine karar verilmek suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında hüküm kurulması doğru olmadığı gibi hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 3/2. maddesinde müteselsilen sorumlu olanlar aleyhine açılan davanın reddinde ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek,
ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmolunacağı belirtilmiş olmasına göre aleyhlerine açılan sorumluluk davası kısmen kabul edilen davalılar ..., ... ve ... hakkında reddedilen davaya konu kısım için ret nedenlerinin ortak olması nedeniyle davalarını vekil vasıtasıyla takip eden davalılar yararına anılan Tarife hükmü uyarınca tek bir vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ayrı ayrı vekalet ücretine karar verilmesi de doğru olmayıp,
kararın bu nedenlerle bozulması gerekirse de yapılan yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün açıklanan yönlerden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/5182, K. 2010/13012, 20 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama