KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/5301 E., 2011/4794 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Birleşen
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
907 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.12.2008 tarih ve 2007/148-2008/412 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 19.04.2011 gününde davacı avukatı ....ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi .....tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl davada müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı iken 30.04.2007 tarihinde çekilen ihtar ile müvekkiline isabet eden ve halen kiracısı tarafından kullanılmakta olan dükkanlarda yapılan tadilat ve tahribatın giderilmesinin istendiğini, müvekkili tarafından kiracısına ihtarda bulunularak ihtarname gereğinin yerine getirilmiş olmasına rağmen davalının 30.05.2007 tarihli genel kurulda müvekkilinin ortaklıktan ihracına karar verdiğini, verilen kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek,
30.05.2007 tarihli genel kurulda müvekkili hakkında alınmış bulunan ihraç kararının iptalini talep ve dava etmiş, birleşen davada ise 30.05.2007 tarihli genel kurulda alınan kararların hukuka aykırı olduğunu, toplantının usulüne uygun olarak yapılmadığını, gündem ve kararların usulüne uygun şekilde alınmadığını ileri sürerek, anılan genel kurulda alınan kararların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili asıl davaya yanıtında, davacı hakkında alınan ihraç kararının Kooperatifler Kanunu ve ana sözleşmeye uygun olduğunu, davacının dava açıldıktan sonra dahi ihtara konu aykırılığı gidermediğini, ihtarda verilen sürenin yeterli olduğunu, davacının itirazlarının yasal dayanağının bulunmadığını savunmuş, birleşen davada ise genel kurul kararlarının iptaline ilişkin davanın 1 aylık hak düşürücü sürede açılması gerektiğini, davanın bu sürede açılmadığını savunarak, asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kooperatif anasözleşmesinin 14. maddesi hükmü uyarınca davacı hakkında alınan ihraç kararının anasözleşmede belirtilen usule uyularak alındığı, bu nedenle yasal olduğu, bilirkişi raporunda davalı kooperatif tarafından 14.11.2007 tarihinde davacıya bir başka ihtarname gönderildiği, bu ihtarname ile ihraç kararından dönüldüğü açıklanmış ise de 14.11.2007 tarihli ihtarın ancak bir atıfet mehili olarak kabulü gerektiği, davacı tarafından bu mehile rağmen tahribat ve tadilatın giderilmediğinin mahallinde yapılan keşifle saptandığı,
bu nedenle bilirkişi raporunda yapılan bu değerlendirmenin uygun bulunmadığı, birleşen davada davanın genel kurul kararlarının iptaline ilişkin olduğu dava dilekçesinde belirtilmiş ise de yargılama sırasında davacı vekili talebinin genel kurulda alınan ihraç kararının iptaline ilişkin olduğunu açıkladığı,
davacının ihraç kararının tebliğinden itibaren yasal sürede yönetim kurulu kararına karşı ihraç kararının iptali için asıl davayı, genel kurul kararının iptali ile ilgili olarak da birleşen davayı açtığı, asıl dava yönünden yapılan değerlendirmede davalı kooperatif yönetim kurulunun aldığı bir ihraç kararı bulunmayıp,yönetim kurulunca yapılan işlemin genel kurul kararının tebliği niteliğinde olduğu, birleşen davada açılmış bir genel kurul kararının iptali davası da varken bu işleme karşı açılmış davanın dinlenemeyeceği, birleşen davanın süresinde açıldığı,
davacı hakkında alınmış olan ihraç kararının yasal olup, 14.11.2007 tarihli ihtarname ile ihraç kararından dönülmüş olduğu hususunun kabul edilemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile birleşen davanın 30.05.2007 tarihli genel kurulda alınan kararların iptali istemine ilişkin olup, anılan genel kurulun geçersiz kılınmasını gerektirecek yasaya aykırılık hallerinin de mevcut olmaması nedeniyle iptale ilişkin davanın 1163 sayılı Kooperatifler Yasası’nın 53 ncü maddesi uyarınca 1 aylık hak düşürücü sürede açılması gerekli olup,
anılan davanın bu süreden sonra açılmış olması karşısında birleşen davanın bu nedenle reddedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddedilmesi yerinde değilse de davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın sonuç olarak yerinde bulunduğu anlaşıldığından davacı vekilinin birleşen davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının reddiyle birleşen davada verilen kararın onanması gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; asıl dava, davacı hakkında davalı kooperatifin 30.05.2007 tarihli genel kurulda almış olduğu ihraç kararının iptali istemine ilişkindir. Davacı hakkında anasözleşmenin 14/4. maddesine dayalı olarak çıkarılan 30.04.2007 tarihli ihtarname esas alınarak ortaklıktan ihraç kararı verilmiştir.
Sözkonusu ihtarnamede davacıya taşınmazdaki aykırılıkları gidermesi için 10 günlük süre tanınmıştır. Ancak, taşınmazların doğrudan davacının zilyedliğinde olmayıp, kiracının kullanımında bulunması nedeniyle davacı tarafından kendisine tanınan süre içinde kooperatif tarafından kendisine gönderilen ihtarname de eklenmek suretiyle kiracıya yapıdaki aykırılıkları gidermesi için ihtarda bulunulmuştur.
Davacının kendi kullanımında olmayan bir yere doğrudan müdahale ederek belirtilen aykırılıkları gidermesi mümkün olmayıp ancak kiracıya karşı yasal yolları takip etmek suretiyle ihtarnamede yazılı hususları yerine getirmesi gerektiğinden somut olayın bu özellikleri karşısında aykırılıkları gidermesi için davacıya ihtarname ile tanınan süre yeterli değildir.Bu nedenle, davacı hakkında alınan ihraç kararının dayanağı olan ihtarname usulüne uygun olmayıp,
bu ihtara dayalı olarak verilen ihraç kararı yerinde bulunmadığından asıl davada davanın kabulü ile ihraç kararının iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile asıl davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, davadan sonra 14.11.2007 tarihinde davacıya çıkartılan ihtarname ihraç kararı kesinleşinceye kadar ortaklıktan kaynaklanan hak ve yükümlülükleri devam eden davacı hakkında yeni bir ihraç kararı alınması için gönderilmesi gerekli ihtar niteliğinde olup, mahkemenin kabulünde olduğu gibi bir atıfet mehili niteliğinde olmadığından mahkemenin bu yöne ilişkin gerekçesi de isabetli görülmemiş,
kabul şekline göre kararın bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/5301, K. 2011/4794, 21 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama