KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/5512 E., 2010/11803 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
430 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.01.2009 tarih ve 2007/818-2009/5 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalıların dava dışı ...Gıda Sanayi ve Ticaret Ltd Şti'nin ortakları olduklarını, müvekkilinin aynı zamanda şirketin sorumlu müdürü ve büyük paydaşı olduğunu, şirketi en iyi şekilde yöneterek bugünkü seviyeye getirdiğini, müvekkilinin muhasebe eğitimi almamasını fırsat bilen davalıların fiktif işlemlerle şirket karını olduğundan az göstererek ve şirketin nakit ihtiyacı olduğu konusunda müvekkilini kandırarak payını devretmeye zorladıklarını, müvekkilinin davalılara güvenerek, payını, şirkete para girişi sağlamak için ... isimli kişiye devrettiğini ileri sürerek,
ödenmeyen kar payının 180.983,70 TL olduğunun tespiti ile şimdilik 40.000,00 TL 'nın tahsilini talep ve dava etmiş, ıslahla, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutularak 40.000,00 TL'nın tahsilini istemiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinin satıcı veya alıcı sıfatlarının bulunmaması nedeniyle devredilen hisse bedelinin tahsili için açılan davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, davacının şirketin kurucu ortağı olmayıp 2003 yılında devraldığı hisselerle şirketin hakim ortağı ve sorumlu müdürü oluğunu, şirketin tüm işlemlerin bizzat davacı müdür tarafından takip ve kontrol edildiğini, bu nedenle davacının hile iddialarının yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ...Gıda Ltd.Şti.'nin büyük ortağı ve müdürü olduğu, hisselerini devrettiği tarihe kadar şirketi sevk ve idare ettiği, şirketin muhasebe işlemlerini davacı ortağın denetiminde yapıldığı bu nedenle muhasebe kayıtlarının fiili duruma aykırı olarak zarar veya daha az kar etmesi gibi gösterilmesinin sorumlusunun davacı olduğu, hisse devir sözleşmesinin noterde düzenleme şeklinde yapıldığı, davalıların sözleşmenin tarafı olmadığı noterce re'sen düzenlenen senedin ancak sahteliğinin iddia edilebileceği, davacının hissesini, davalıların hilesi sonucu devrettiğine ilişkin iddiasının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve her ne kadar davanın hisse bedelinin tahsiline ilişkin olmamasına rağmen mahkeme gerekçesinde kısmen hisse bedelinin tahsili ile ilgili hususlarda redde gerekçe yapılması yerinde değil ise de, esasen davacının kar payını şirketten istemesi gerekmesine, ıslah yoluyla taraf değişikliğinin mümkün olmamasına ve şirketin yöntemince davada yer almamasına ve mahkemenin yerinde bulunan diğer ret gerekçesine göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/5512, K. 2010/11803, 22 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama