KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/5569 E., 2011/4630 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
644 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.01.2009 tarih ve 2007/866-2009/23 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 19.04.2011 gününde davacı ...Ş. vekili avukat .... ile davalı avukatı ....gelip, davetiye tebliğine rağmen diğer davacılar vekili avukat duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalının müvekkili şirketin ortağı ve müdürüyken bu görevden istifası sonrasında taraflar arasında oluşabilecek ihtilafların halli bakımından 07.04.2005 tarihli bir protokol imzaladıklarını, bu protokol sonrası ve protokol ile ilgili olmaksızın, davalı ortaklığa ait ihtilaflar bakımından da, şirketin diğer ortaklarından müstakil ayrı imzalar içeren bir beyan dilekçesi aldığını, beyan dilekçesinde davalının şirketten ayrıldığı tarihte ortakları olan kişilerin, davalı aleyhine, şirketteki faaliyetlerinden ötürü herhangi bir mutalebede bulunmayacaklarını açıklamaları ile birlikte, eğer herhangi bir talep oluşacak olur ise,
2.000.000 USD ödemeyi kabul ettiklerini, anılan dilekçede müvekkili şirketin adının açıldığı bir bölümün olduğunu, bu bölümde diğer müvekkillerinin imzalarının bulunduğunu, müvekkili şirketin temsilinin sicilde ve uygulamada kaşe ile iki imza ile gerçekleşeceğini, bu nedenle imzanın şirketi temsil etmeyeceğini, 07.04.2005 tarihli protokolde uyuşmazlıkların ticaret mahkemesinde görüleceğinin hükme bağlandığını, tahkim anlaşması bulunmadığını,
her ne kadar açıklanan beyan dilekçesinde uyuşmazlığın İTO Tahkim Heyeti’nde halledileceği yönünde açıklamaya yer verilmiş ise de bu hükmün BK.nun 13 ve HUMK.nun 517.maddeleri karşısında yok hükmünde olduğunu, davalının tahkim heyetinde dava açtığını, durumun tahkim heyetinde de savunulduğunu, tahkim heyetinin buna itibar etmediğini ileri sürerek, İTO Tahkim heyetinin tahkim şartı oluşmayan bu davaya bakma yetkisinin bulunmadığının tespitine kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tahkimde dava bulunduğunu, beyan ibareli protokolün geçerli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddialar, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, 07.12.2005 tarihli ‘Beyan’ başlıklı ve oy sözleşmesi olarak nitelendirilecek sözleşmenin konusunun genel anlamı itibariyle davalının ibrasına ilişkin olduğu, tahkim şartı da içeren sözleşmede davacı ortakların ve şirketin imzalarının bulunduğu,
davacıların, davalının imzasının bulunmaması nedeniyle tahkim şartının geçerli olmadığının iddia ettikleri, her ne kadar davalı imzasının bulunmaması nedeniyle tahkim şartının geçersiz olduğu düşünülebilir ise de, gerek öğretide gerekse Yargıtay uygulamasında şekil noksanlığının ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanımı oluşturması halinde bunu kanunun himaye etmeyeceği ve akdin mutebermiş gibi sonuçlar doğuracağının kabul edildiği, bu çerçevede ‘Beyan’ başlıklı belgede davacıların tümünün imzalarının yer aldığı, davalının beyanla aynı tarihli protokolde hisse devir etmeyi taahhüt ettiği, hisse devrinin gerçekleştirildiği,
08.04.2005 tarihli tarafların yönetim kurulu kararıyla davalının ibra edilmesine karar verildiği, kararın TSG ilan edildiği, davacıların tahkim şartını içeren sözleşmenin şekil eksikliğini ileri sürmelerinin hakkın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirildiği, kaldı ki, tahkim davasında görevsizlik itirazında bulunabilecekleri, itirazın reddi halinde kararın temyiz edilebileceği, açılmış bir eda davası varken aynı konuda tespit davası açılmasında hukuki menfaatin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekillerince temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, genel mahkemelerde tahkim şartının geçerli olup olmadığının tespiti davasının her zaman açılmasının mümkün olmasına, her ne kadar mahkemece davacıların bu davayı açmada hukuki yararlarının bulunmadığı yönündeki değerlendirmesi yerinde değil ise de tarafların imzasını içeren 07.04.2005 tarihli protokol ile davacıların imzalarının bulunduğu ‘Beyan’ başlıklı belgenin ‘oy sözleşmesi’ niteliğinde olmasına,
tahkim şartını içeren ‘Beyan’ başlıklı belgede davalının imzası yok ise de tarafların edimlerinin büyük oranda yerine getirilmiş bulunmasına, imzası bulunmayan davalının bu protokolün ihlali iddiasıyla tahkim yoluna başvurmuş olmasına, tahkim sözleşmenin geçerli hale gelmiş bulunmasına göre, davacılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/5569, K. 2011/4630, 19 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama