KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/5588 E., 2011/4797 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
632 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31/12/2008 tarih ve 2004/116-2008/525 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 19.04.2011 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ......tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalılar arasında yapılan sözleşme uyarınca müvekkilinin davalı kooperatife ortak olduğunu, aynı sözleşme ile müvekkiline arsa sahibi ile yapılan sözleşmede belirtilen tarihte daire teslim edileceği ve bu husus yerine getirilmediği takdirde davalılar tarafından 50.000 DM tazminat ödeneceği taahhüdünde bulunulduğunu, müvekkilinin üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirmesine ve ihtarlarda bulunmasına rağmen davalıların daireyi teslim etmedikleri gibi cezai şart olan 50.000 DM’yi de ödemediklerini ileri sürerek,
kurada müvekkiline isabet eden konutun müvekkili adına tapuya tesciline, sözleşmedeki cezai şartın gerçekleşmesi nedeniyle 50.000 DM karşılığı olan 40.874.309.116 TL’nin davalılardan faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında yapılan ıslah ile davaya konu gayrimenkulun arsa sahipleri tarafından 3. kişiye satılması nedeniyle aynen ifanın mümkün olmadığını ileri sürerek, davaya konu dairenin dava tarihi itibariyle değerinin tespit edilerek davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davaya konu dairenin tapusunun arsa sahipleri tarafından davacının isteği üzerine davacının kardeşine devredilmiş olduğunu, 50.000 DM’nin dairenin teslim edilmemesi halinde ödeneceğinin kararlaştırılmış olması nedeniyle tazminat koşullarının oluşmadığını, davacının zarara uğramadığını savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya kura sonucu isabet eden taşınmazın davacıya devredilmeyip, davacının kardeşi olan Hasan Çelik’e devredilmesi nedeniyle sözleşmenin fiilen imkansız hale gelmesi sonucu davacının uğradığı zararı talep etme hakkının bulunduğu, ortaklık hakkı için ödenen 30.000 DM’nin karşılıksız kaldığı, bu durumda denkleştirici adalet ilkesi uyarınca yapılan hesaplama sonucu 30.000 DM alacağın dava tarihindeki karşılığının 37.653,99 YTL olup, bu miktarın davacı tarafa ödenmesi gerektiği sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulü ile 37.653,99 YTL’nin 14/08/2002 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan alınmasına, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, ortaklık hakkına isabet eden taşınmazın tescili ve tazminat istemlerine ilişkin olup, yargılama sırasında yapılan ıslah ile davaya konu gayrimenkulun 3. kişiye satılması nedeniyle aynen ifanın mümkün olmamasından dolayı davaya konu dairenin dava tarihi itibariyle değerinin tespiti ve tahsili istenmiştir.
Davacının davalı kooperatife ortak olduğu ve yaptığı ödemeler karşılığı kendi adına tescili gereken taşınmazın üçüncü bir kişiye devredildiği, davacının bu nedenle daire yerine tazminat istediği ve dairenin teslim edilmemesi nedeniyle cezai şart isteminde bulunduğu, davacının istemlerinin ortaklık hakkına dayalı olduğu anlaşılmıştır.
Davacının davalı kooperatifin ortağı olduğu hususunda taraflar arasında bir çekişme bulunmadığı gibi uyuşmazlığın çözümü de kooperatifler hukuku kapsamında kalmaktadır.
Uyuşmazlığın açıklanan niteliğine göre davanın HUMK’nun 17/2 nci maddesi uyarınca kooperatifin ikametgahı sayılan yer mahkemesinde bakılması gerekmektedir. Bu yetki kuralı kamu düzenine ilişkin ve kesin nitelikte olup, taraflarca yargılamanın her safhasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de re’sen nazara alınmalıdır.
Somut olayda, davalı kooperatifin Erzurum Ticaret ve Sanayi Odasına kayıtlı olduğu, buradaki kaydının halen devam ettiği dosyada mevcut anılan Oda’dan gelen 01.06.2004 tarihli yazıda açıkça belirtilmiş olmasına göre davalı kooperatifin yasal merkezinin Erzurum olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda, taraflar arasındaki davanın davalı kooperatif merkezinin bulunduğu yer olan Erzurum’da görülmesi gerektiğinden anılan madde hükmü uyarınca mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken anılan yön üzerinde durulmadan yazılı şekilde uyuşmazlığın esasına girilerek hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre de taraf vekillerinin uyuşmazlığın esasına yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/5588, K. 2011/4797, 21 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama