KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/5658 E., 2010/11804 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
430 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Zonguldak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23.12.2008 tarih ve 2008/131-2008/374 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili bankadan kredi kullanan ... İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti.’nin müşterek borçlu ve müteselsil kefili olduğunu, şirketin kredi taksitlerini ödememesi üzerine borcun tamamının sözleşme hükümlerine göre muaccel kılınarak hesabın kat edildiğini,borçlu ve kefillerine ihtar yapıldığını, girişilen icra takibine davalının itirazda bulunduğunu,itirazın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek,01.03.2001 tarihi itibariyle 12.250.000.000 TL’sına ulaşan banka alacağının bu tarihten itibaren işleyecek % 375 temerrüt faizi ve %5 gider vergisi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, geçerli bir kefalet sözleşmesinin bulunmadığını, asıl borçlu tarafından yapılan ödemelerin,çek ve senetlerin borçtan mahsubu gerektiğini, davalının temerrütten önceki faiz ve ferilerinden sorumlu olmadığını, istenen faiz oranının dayanaksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararı, Dairemizce, davacının, kredi sözleşmeleri uyarınca dava dışı asıl borçlu şirkete kullandırdığı kredilerin tutarı ile ilgili belge ve kayıtları ibraz ederek alacağını kanıtlayamadığı, anılan belgele ve asıl borçlu tarafından yapılan ödemelerle ilgili belgelerin ibrazının sağlanıp, banka kayıt ve defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamına göre yapılan araştırma sonucunda, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, dava dışı asıl borçlunun davacı bankadan kullandığı kredi borcunu ödememesi üzerine sözleşme hükümleri uyarınca borcun tamamının muaccel kılınarak hesabın kat edilmesi sonucu ortaya çıkan miktarın davalı kefilden tahsili istemine ilişkindir.
Yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere, davalı savunmasında ve yargılama sırasında davacıya verdiği 20.11.2006 tarihli dilekçe ile kefil olduğunu benimsemiş ancak kendisinden istenilmesi gereken miktarın dava edilen miktar olmadığını savunmuştur. Mahkemece uyulmasana karar verilen Dairemiz bozmasında da bu amaçla, davacı banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına işaret edilmiştir.
Bu durumda, mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamının gerekleri yerine getirilerek, davacı banka kayıtları üzerinde gerekirse bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılarak, borçlunun kefil olduğu kredi ilişkisi nedeniyle bankaca borçluya ne kadar kredi kullandırıldığı, kredi borçlusunun borcunun ne kadarını ödediği ve kalan borç miktarının ne olduğunun denetime elverişli şekilde belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme yapılmadan eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/5658, K. 2010/11804, 22 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama