KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/5681 E., 2010/12143 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Birleşen davalar
- Edirne 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
575 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Edirne 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23.12.2008 tarih ve 2005/347-2008/411 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davalarda davacılar ..., ..., .. ..., ..., ..., .., ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, asıl ve birleşen davalarda müvekkillerinin davalı kooperatifin ortağı olduklarını, mali yükümlülüklerini yerine getirmedikleri gerekçesiyle yönetim kurulunca ihraçlarına karar verildiğini, bir kısım davacıların ihraç kararına karşı genel kurula yaptıkları itirazın reddedildiğini, genel kurulun maddi yükümlülükleri ilgilendiren kararları aleyhine iptal davası açıldığını nedenle müvekkillerinin yükümlülüğü bulunup bulunmadıklarının henüz belirlenmediğini, genel kurul kararına göre, davalı kooperatifin yüklenici firmaya borçlu olduğunu ancak borcun hangi nedenden kaynaklandığının belli olmadığını,
ihtarnamede borç kalemlerinin açık olarak belirtilmediğini, bir kısım ortakların aynı durumda bulunmasına rağmen ihracına karar verilmeyerek eşitlik ilkesine aykırı davranıldığını ileri sürerek, ihraç kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların parasal yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle yönetim kurulu kararı ile kooperatif ortaklığından çıkarıldığını, davaların hak düşürücü sürede açılmadığını, ihtarnamede borç ve faiz miktarının ayrı ayrı gösterildiğini, borcun daha önce alınan genel kurul kararına dayandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaların üç aylık hak düşürücü süre içinde açıldığı, davalı ile yüklenici firma arasındaki sözleşmenin başka bir davaya konu edildiği, mahkemece sözleşmenin yasaya ve anasözleşmeye uygun olması nedeniyle davanın reddine karar verilerek kararın kesinleştiği, bilançonun yeterli açıklıkta olmadığı hususu ile ilgili başka ortakça açılan davanın reddine karar verilerek kararın kesinleştiği, ihtarnamede borç kaynaklarının ayrı ayrı gösterildiği, bilirkişi incelemesiyle davacıların borcu bulunduğunun anlaşıldığı, eşitlik ilkesine aykırı davranıldığına ilişkin kanıt bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili, davacılar ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ... ve ... yönünden temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, mümeyyiz davacılar vekilinin davacı ... 'a yönelik aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, kooperatif ortaklığından ihraç kararının iptali istemine ilişkindir. Mümeyyiz davacılardan ...'a parasal yükümlülüklerinin yerine getirmesi için iki ihtarname tebliğ edilmiştir.
Davacıya gönderilen ikinci ihtarnamede, parasal yükümlülüklerini 30 gün içinde yerine getirmesi aksi halde kooperatif ortaklığından çıkarılacağı anasözleşmenin 14 ncü ve 1136 sayılı Kooperatifler Kanununun 16 ve 27 nci maddeleri hükümlerine göre ihtar edilmiş, ihtarname davacıya 22.07.2005 tarihinde tebliğ edilmiştir.
1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 27. maddesinde, aidatlarını geciktiren üyelere iki ihtarın gönderilmesi, ilk ihtarda 10 gün ve ikinci ihtarda 1 ay içinde yükümlülüklerin yerine getirilmesinin ihtar edilmesi öngörülmüştür. Buna göre, ikinci ihtarda 30 günlük süre verilmesi kural olarak doğru değildir. Ancak, ikinci ihtarın tebliğ edildiği ay, eğer 30 gün çekiyor ise bu ihtar ortağın aleyhine hüküm doğurmadığından geçerli olacaktır.
Somut olayda, mümeyyiz davacı ... 'a 31 gün çeken Temmuz ayında tebliğ edilen ikinci ihtarnamede, anılan madde hükmüne göre tanınması gereken süre 1 ay olması gerekirken, davacının aleyhine sonuç doğuracak şekilde 30 günlük süre verilmesi nedeniyle bu ihtar geçersizdir. Bu durumda, mahkemece, ikinci ihtarın geçersiz olmasına göre, ihraç kararının iptaline karar vermek gerekirken, davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/5681, K. 2010/12143, 29 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama