KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/584 E., 2010/5809 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
572 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Mersin 2.Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.06.2008 tarih ve 2007/749 - 2008/867 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalıdan olan alacağının tahsili için başlattığı icra takibinin, borçlunun borca ve yetkiye itirazıyla durduğunu ileri sürerek, takibin devamına ve % 40 icra-inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı ..., borcu konu olan senedin, yükün taşınması sırasında noksanlık ve nakliyeden kaynaklanan zararları teminen verildiğini, istiap haddinin aşılmasından kaynaklanan idari para cezasının kendisinden istenilemeyeceğini, kendisine taşıyıcı olarak 1.000 TL ceza kesildiğini ve bunu ödediğini, taşıtan davacıya KTK'nun 65. madde hükmüne göre kesilen cezanın bu teminat senedine dayanılarak kendisinden talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yetki itirazının yerinde olmadığı, fazla yük yükletilmesi sonucu istiap haddini aşan yükten dolayı KTK'nun 65. maddesine göre yükletene kesilen 2.000 TL cezanın, cezanın yükün eksiksiz, salimen teslimi ediminin teminatı olan 4.000 TL değerindeki senet kullanılarak davalıdan talep edilmesinin, olay öncesinde sorumluluğu devreden bu tarz sözleşmelerin ve teminat alınmasının, mümkün olmadığı, bu halde taşıyanın müzayaka halinde olmasından yararlanılması suretiyle iradesinin sakatlanacağı ve böyle bir anlaşmadan doğan alacağın eksik borç olacağı, dava yoluyla tahsilinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, genel haciz yoluyla ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve inkar tazminatı isteminden ibarettir.
Davacı yükleten vekili, yargılama aşamasındaki yazılı beyanlarıyla, taraflar arasındaki taşıma akdi nedeniyle, fiili taşıma sırasında yükletene gelecek her türlü mali sorumluluğun davalı taşıyıcı tarafından baştan üstlenildiğini ve bu nedenle davalı tarafından keşide olunan 4.000 YTL tutarındaki talep dayanağı bir adet teminat senedinin kendisine tevdi olunduğunu, taşıma sırasında tonaj aşımı nedeniyle trafik zabıtası tarafından müvekkiline kesilen 2.000 YTL tutarındaki idari para cezasının dahi davalı tarafından
üstlenilen sorumluluk ve teminat senedi kapsamında bulunduğunu, müvekkilince indirimden yararlanılarak 1.500 YTL olarak yapılan ödemenin davalının sorumluluğunda bulunduğunu ileri sürmüş, 2.000 YTL asıl alacak tutarı üzerinden girişilen icra takibine vaki itirazın iptalini istemiştir.
Davalı ise, takibe itirazına ilişkin 18.01.2007 tarihli dilekçesinde ve davaya cevap dilekçesinde takip dayanağı senedin tonaj fazlası nedeniyle terettüp edecek para cezasından ötürü teminat amaçlı düzenlendiğini, taşıma sırasında tonaj fazlası nedeniyle kendisine kesilen para cezasını ödediğini, yükleten sıfatıyla kesilen para cezasının ise davacının sorumluluğunda olup kendisinden istenemeyeceğini savunmuştur.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, özellikle davalının takibe itiraz dilekçesindeki ikrarına nazaran, KTK ve ilgili mevzuat dairesinde tonaj fazlası nedeniyle yükletene terettüp eden mali sorumluluğun davalı sürücü tarafından üstlenildiği ve 14.09.2009 keşide tarihli senedin davalı tarafından bu kapsamda düzenlenerek teminat amacıyla davacıya verildiğinin kabulü gerekir.
Bu itibarla, sözkonusu taşıma işi sırasında yükleten adına kesilen para cezasının davacı tarafından indirimden yararlanılmak suretiyle 1.5000 YTL olarak Maliye'ye ödenmesi nedeniyle senedin teminat vasfının sona erdiği ve davacının ödediği tutar bakımından senedin tahsilini talep edebileceği açıktır. Mahkemece, davalı yanın senedin müzayaka halinden yararlanılarak düzenlendiği yolunda bir savunması bulunmadığı halde, HUMK'nun 74 ve 75. maddelerine aykırı şekilde, teminat senedinden kaynaklanan borcun eksik borç olarak kabulü hatalıdır.
Bu nedenle, mahkemece, yukarıdaki açıklamalar açığında tarafların iddia ve savunmaları ile dosya kapsamındaki delilleri değerlendirerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yasaya aykırı ve hatalı gerekçeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmiş olması nedeniyle, yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/584, K. 2010/5809, 24 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama