KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/5850 E., 2011/5342 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mayıs 2011
- Mahkemesi
- İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
488 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.03.2009 tarih ve 2008/34 - 2009/60 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 03.05.2011 gününde davacı avukatı ..... ile davalı şirket yetkilisi .... gelip, diğer davalı vekili tebligata rağmen duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan davacı avukat ıve davalı şirket yetkilisi dinlenildikten sonra,
duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin aynı zamanda ‘F1’ olarak bilinen ‘FORMULA 1’ otomobil yarışlarıyla ilgili markaların sahibi olduğunu, Türkiye’de de 2005 yılından beri tekrarlanan ‘FORMULA 1’ yarışlarının dünyanın en çok bilinen ve takip edilen spor olayları arasında yer aldığını, ‘F1’ ve ‘FORMULA 1’ markalarının her seviyede çok tanınmış olduğunu, esasen müvekkilinin bu markaları ile ‘F1 FORMULA 1 logo’ markasının TPE tarafından tanınmış marka kabul edildiğini, müvekkilinin ‘F1 FORMULA 1 logo’ ibareli markasının başvurusunun,
davalının ‘F1’ ibaresi ve yarış arabası şeklinden oluşan markasının varlığı nedeniyle 25. sınıf emtialar bakımından kısmen reddine karar verildiğini, itirazlarının kabul edilmediğini, iyiniyetli olarak yapılan uzlaşma çağrılarının kabul görmediğini, davalının kötüniyetli olduğunu, markaların tanınmışlığından faydalanmak amacı taşıdığını, gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, 25. sınıf emtialar bakımından da öncelik hakkının bulunduğunu ileri sürerek, davalı markasının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı temsilcisi, müvekkili markasının 1999 yılında tescil edildiğini, sonraki tescillerin ve tanınmışlık kararının markayı etkilemeyeceğini, tekstilde kullanılan markanın otomobil sporları ile ilgisinin bulunmadığını, sonradan kullanılmaya başlandığını, uzlaşma aşamasından sonra dava açılmasının kötüniyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, formula yarışlarının 1950 yılından beri dünya şampiyonası şeklinde yapıldığı, 1995 yılından beri çeşitli televizyon kanallarında Türkiye’de de yayınlandığı, 2005 yılında Türkiye’nin de bu yarışlara dahil edildiği, yarışların televizyon yayınlarından önce de Türkiye’de tanındığı, davalı tarafından davacı markasının bilindiği, davalının 300.000 USD karşılığı devir yapmayı teklif ettiği, tescil ettirmede kötüniyetli olduğu, bu davanın süreye tabi bulunmadığı,
kötüniyete dayalı tescilin başlı başına hükümsüzlük nedeni sayılacağı, davacı markalarının 556 sayılı KHK.nin 7/1-i maddesi uyarınca tanınmış oldukları, tüm sınıflar yönünden koruma sağlayacağı, markanın itibarının zarar göreceği, anılan KHK'nin 8/4. maddesi koşullarının bulunduğu, davacı markaların çok önceden dünyanın çeşitli ülkelerinde tescil edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/5850, K. 2011/5342, 3 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama