KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/5934 E., 2010/12056 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2010
- Mahkemesi
- İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
383 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23.12.2008 tarih ve 2007/153-2008/131 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 132 Sayılı Kanunla kurulan müvekkili kuruluşun “TSE” markasını beş ayrı biçimde düzenleyerek tescil ettirdiğini, davalı firmanın yaptığı başvurunun kabul edilerek davalıya müracaatta bulunduğuna dair belge verildiğini, bu belgenin markaları kullanma anlamına gelmediğinin belirtilmesine rağmen davalının girdiği ihalelerde başka bir belge üzerinde oynama yapmak suretiyle “TSE” belgesi varmış gibi hareket ettiğini, bu durumun marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin men'ine, şimdilik 10.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline ve ilana karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin yaptığı başvuru üzerine müracaatının değerlendirmeye alındığına dair geçici belge düzenlenerek verildiğini, geçici belgeyi “TSE” belgesi verilinceye kadar kullandıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı Kurumun sahip olduğu markaların garanti markaları olduğu, tüketici gözünde bu markayı taşıyan ürün veya hizmetin standartları ve kalitesi yolunda güven yarattığı, tüketici tercihlerini bu yönde etkilediği, davalının davacıya ait ve tescilli garanti markasını yaptığı başvurudan sonra ve başvurusu sonuçlanmadan haksız ve izinsiz olarak kullandığı, davalı kullanımı sabit olduğundan ceza davasının sonucunun beklenmesine gerek bulunmadığı, davalı eyleminin garanti markasının ihlali olduğu,
salt tek başına bir işlemin tüketicisini değil, kamuyu da ilgilendirdiği, garanti markasının haksız kullanımının diğer yandan ilgilinin dolandırılması sonucunu da doğurduğu, garanti markasının itibar kaybı ve dolayısıyla davacı kurumun manevi zararının büyük olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı eyleminin markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğundan men'ine 810,00 TL maddi 8.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline ve ilana karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/5934, K. 2010/12056, 25 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama