KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/6181 E., 2011/5460 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Mayıs 2011
- Mahkemesi
- İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
888 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.10.2008 tarih ve 2006/49-2008/229 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı ve davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 03.05.2011 gününde davacı avukatı .... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait ... markasının herhangi bir yerde kullanılabilmesi için müvekkili ile marka sözleşmesi yapılması gerektiğini, davalı şirketin katıldığı Milli Savunma Bakanlığı'nın Bursa İç Tedarik Bölge Başkanlığı nezdinde yapılan Soğuk İklim Elbibesi, Soğuk İklim Parkesı ve Soğuk İklim Pantolonu ihalesine sunmuş olduğu ...
İmalata Yeterlilik Belgesinde ve Türk Standartları'na Uygunluk Belgesinde tahrifat yapıldığı ve sahte belgeyle ihaleye girdiğinin tespit edildiğini, bu konu ile ilgili Zeytinburnu 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2001/401 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, davalının bu eyleminin müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini ve maddi-manevi zarara uğrattığını ileri sürerek müvekkilinin markasına yapılan tecavüzün önlenmesine, 1.901,25 YTL maddi, 7.605 YTL manevi tazminatın davalıdan faizi ile tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili tarafından herhangi bir şekilde ... belgesi üzerinde bir sahtecilik yapılmasının söz konusu olmadığını, tahrifat yapıldığı iddia edilen belgenin çıkartılmasının çok zor ve pahalı olmadığını, müvekkilinin birçok ... belgesine sahip olduğunu, davacı taleplerinin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin ... markalı soğuk iklim elbisesi, soğuk iklim parkası ve soğuk iklim pantolonu isimli ürünlerinde 12.02.1998 tarihli ...’ne uygunluk belgesi
isimli belge üzerinde ceza dosyasındaki rapor ile de sabit olduğu üzere tahrifat yaparak kullandığının anlaşıldığı, ... belgelendirme talimatının 29. maddesi gereğince, davacı kurum ile sözleşme yapmaksızın imalata uygunluk belgesi kullanması sebebiyle davalının maktu belge ücreti, belgelendirme avans ücreti,
marka ve belge kullandırma ücreti ile bunların KDV'sinden oluşan miktara isabet eden 1.901,25 YTL ile bu miktarın 10 katına kadar manevi tazminat hüküm altına alınabileceğinden ve davacının talep ettiği 7.605 YTL tazminatın dosya kapsamına göre uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 1.901,25 YTL maddi ve takdiren 7.605 YTL manevi tazminatın 12.02.1998 tarihinden itibaren bankalarca bir yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı ile davalıdan tahsiline, karar kesinleştiğinde özetinin ülke genelinde yayınlanan trajı yüksek gazetelerden birinde bir kez ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm ve davalı vekilinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı dava dilekçesinde, maddi tazminatın en yüksek banka iskonto faizi haddi üzerinden tahsiline karar verilmesini istemiş, mahkemece bankalarca bir yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Markaya tecavüzden kaynaklanan işbu dava TTK’nun 4 ncü maddesi uyarınca mutlak ticari dava niteliğinde olduğundan davacının ticari faiz istemi yerinde olup, 3095 sayılı Yasanın 2/2 nci maddesi uyarınca arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde uygulanacak temerrüt faizinin T.C.Merkez Bankasının kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı olacağının belirtilmesi karşısında, davacı yararına hüküm altına alınan tazminatların avans faiz oranı ile tahsiline karar verilmesi gerekir.
Ancak, faiz yönünden kararın davacı tarafından temyiz edilmediği dikkate alınarak, mahkemece temerrüt tarihi ile hüküm tarihi arasında mevduat faizi mi yoksa avans faizinin mi yüksek olduğu tesbit edilerek, eğer mevduat faizi yüksekse avans faizine, avans faizi yüksek ise mevduat faizini geçmemek üzere avans faizine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Ayrıca, BK'nun 47. maddesi hükmüne göre, hakim özel durumları gözönünde tutarak manevi zarar adı altında hak sahiplerine verilebilecek tazminatı adalete uygun olarak belirlemelidir. Tazminatın sınırı, onun amacına uygun olarak belirlenmelidir. Diğer bir deyişle, takdir edilecek tazminat miktarı mevcut durumda elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
22.06.1966 tarihli 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde de takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her somut olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri karar yerinde objektif bir biçimde göstermeli ve bu taktir hakkını MK'nun 4. maddesine göre hukuka ve hakkaniyete uygun olarak kullanmalıdır.
Davacı Enstitü maddi ve manevi tazminat istemlerini Belgelendirme talimatına dayandırmıştır. Türk Standartları Enstitüsü Belgelendirme Talimatı’nın 29. maddesinde marka ve belge kullandırma ücreti taban miktarından az olmamak üzere tavan miktarının on katına kadar manevi tazminat istenebileceği karara bağlanmıştır. Ancak, bu düzenlemenin yukarıda yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere 556 Sayılı KHK'nin 62. maddesine göre hükmedilecek manevi tazminatın tayin ve takdiri yönünden de mahkemeyi bağlayıcı bir yanı bulunmadığı aşikardır. Manevi tazminatın takdirine ilişkin ilkeler nazara alındığında daha ılımlı manevi tazminata karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle maddi tazminat miktarının üç misline hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/6181, K. 2011/5460, 5 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama