KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/6990 E., 2010/12437 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
568 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/10/2008 tarih ve 2007/562-2008/492 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin devir yoluyla davalı kooperatifin ortağı olduğunu, hisse devrinin kabul edildiği 11.4.2006 tarihli yönetim kurulu kararında müvekkilinin yalnızca elektrik, su ve çevre düzenlemesi ile ilgili giderlerden sorumlu olacağının, bunun dışında kendisinden aidat talep edilmeyeceğinin belirtildiğini, bu kararın 27.8.2006 tarihli genel kurul kararıyla da onaylandığını, ancak yönetim kurulunun bu kararları görmezden gelerek sigorta primi, vergi ve benzeri borçları da kapsayan bir hesap çıkartıp 9.9.2006 tarihli yazı ile 10.000,00 TL ödemede bulunmasını istediğini,
yazılı ve sözlü beyanları ile bunu kabul etmediğini bildirmesine karşın hakkında icra takibine girişildiğini, davalı kooperatifin 24.6.2007 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında da yine kendisinin sorumlu olmadığı giderler ilave edilmek suretiyle aidat ödemesine karar verildiğini, bu genel kurul kararının iptali için ayrıca dava açtığını, devraldığı ortağın borçlarından sorumlu olmadığını, ileri sürerek davalı kooperatife olan borç miktarının tespiti ile 8.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının devir aldığı üyenin borçlarından da sorumlu olduğu gibi, yönetim kurulunca alınan 11.4.2006 tarihli kararın davacının genel giderlerden sorumlu tutulmasına ilişkin olarak yorumlanması gerektiğini, 27.8.2006 ve 24.6.2007 tarihli genel kurul kararları uyarınca davacının kooperatife borçlu olduğunu, savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, yaptırılan bilirkişi incelemesi ve tüm dosya kapsamı uyarınca davacının peşin ödemeli ortak olduğu, bu nedenle imalat giderleri dışındaki elektrik, su, çevre düzenlemesi ve yol gibi giderlerden sorumlu olduğu, bu nedenle 27.8.2006 tarihli genel kurulda alınan karara dayanılarak kendisinden iki eşit taksitte istenen 8.000,00 TL’nın 6.395,35 TL’lık kısmından sorumlu bulunduğu, bakiyesinden borçlu olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacının davalıya 1.604,65 TL borçlu olmadığının tespitine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinden istenen 10.000 YTL katılım payından ötürü 8.000 YTL için borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini istemiştir. Bu durumda, davacıdan istenen tutarın 2.000 TL’lık kısmının davacının kabulünde olduğunun kabulü gerekir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme sonucunda, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının davalı kooperatife 6.395,35 YTL borçlu bulunduğu saptanmış, bu miktarın dava değeri olan 8.000 TL’ndan düşümü ile davacının bakiye 1.604,65 TL için davalıya borçlu olmadığına, fazla istemin reddine karar verilmiş ise de, yukarıda da belirtildiği üzere, davacının davalıya olan borcu 6.395,35 YTL’ndan ibaret olup, davalı kooperatif tarafından istenen tutar olan 10.000 TL’ndan bu miktarın düşümü ile bakiye 3.604,65 YTL için davacının davalıya borçlu olmadığına karar verilmesi gerekirken,
davacının daha fazla sorumlu tutulmasını gerektirecek ve infazda karışıklık yaratacak biçimde karar verilmiş olması yerinde olmamış, yerel mahkeme kararının davacı lehine bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/6990, K. 2010/12437, 3 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama