KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/7106 E., 2011/1434 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
648 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 9.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25.12.200/ tarih ve 2007/645-2008/613 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin sahip olduğu işyerlerini 28.06.2007 tarihinde kooperatif yönetim kurulu tarafından önerilen alıcı ....’ye devrettiğini, devir işleminin davalı kooperatif tarafından da kabul edilerek anılan şahsın ortak olarak kayıt edildiğini, müvekkiline ödenmesi gereken hisse satım bedelinden kooperatif muhasibi davalı ... tarafından 23.000,00 YTL’nin alınması sonucu müvekkiline bu miktarda eksik ödeme yapıldığını, müvekkilinin kooperatife bu miktarda bir borcu olmamasına rağmen davalıların sözkonusu miktarı müvekkilinden haksız olarak aldıklarını,
haksız olarak alınan bu paranın iade edilmesi için davalılar hakkında icra takibine geçildiğini, ancak davalıların takibe itiraz etmeleri nedeniyle takibin durduğunu ileri sürerek, davalıların itirazlarının iptaline, takibin devamına ve %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şahıslar vekili, davacının kooperatifi ibra etmiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı kooperatifin ticaret sicilindeki kaydının silinmiş olması nedeniyle davalı kooperatife tebligat yapılamamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı kooperatifin davacıya satış bedelinin tamamını ödediği, kendisinden kooperatife olan borcu nedeniyle 23.000,00 YTL’yi açıklanan şekilde aldığı, buna ilişkin kooperatif tahsilat makbuzu olduğu halde kendisine ayrıca ... tarafından bir makbuz da verildiği, davalı ...’nin davalı kooperatifin yönetim kurulu başkanı, davalı ...’ın yönetim kurulu üyesi olduğu,
davalı ...’ın ise kooperatifin muhasebe işlerini fiilen yaptığı, bu davalıların iş ve işlemlerinin davalı kooperatif adına olup, yaptıkları bu işlemler nedeniyle şahsi bir sorumlulukları bulunmadığından bunlara yönelik davanın bu nedenle reddinin gerektiği, davalı kooperatife karşı açılan davada ise takip tarihinden önce kooperatif tüzel kişiliğinin sona ermiş olması nedeniyle kooperatife karşı usulüne uygun şekilde yapılmış bir takip olmadığından açılan itirazın iptali davasının görülebilir olmaması nedeniyle reddinin gerektiği sonucuna varılarak, davalılar aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin davalılar ..., ... ve ...’a yönelik temyiz itirazları ile yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacının davalı kooperatife yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece davalı kooperatif hakkındaki davanın kooperatifin icra takibinden önce tüzel kişiliğinin sona ermiş olması nedeniyle kooperatife karşı usulüne uygun şekilde yapılmış bir takip olmadığından açılan itirazın iptali davasının görülebilir olmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davalı kooperatifin davanın dayanağını oluşturan icra takibinden önce ticaret sicilinden terkin edilmek suretiyle tüzel kişiliğinin sona erdiği anlaşılmış ise de tüzel kişiliğin sona ermesi için tüm alacakların tahsil edilmiş, borçların da ödenmiş olması,
bu şekilde tüzel kişiliğin tüm hak ve yükümlülüklerinin tasfiye edilmiş bulunması gerekmektedir.Somut olayda, davacı kendisine ödenen satım bedelinden 23.000,00 YTL’nin haksız olarak kesildiğini iddia etmiştir.Bu durumda, kooperatifin bu tutarda borcunun bulunduğunun ileri sürülmüş olmasına göre bu davanın görülebilmesi için her şeyden önce davalı kooperatifin ticaret siciline yeniden tescilinin sağlanması suretiyle tüzel kişiliğinin kazandırılması gerekmektedir.
Takipten önce tüzel kişiliği ortadan kalkmış ise de ihyasına karar verilerek yeniden sicile tescilinin sağlanması halinde yapılan terkin işleminin hükmünü yitirip, ihya kararının etkisini geçmişe yönelik olarak da doğuracak olması nedeniyle yapılan takip de geçerli hale gelecektir.
O halde mahkemece, davalı kooperatifin ticaret siciline yeniden kayıt edilmesi suretiyle tüzel kişiliğini kazanması amacıyla davacıya ihya davası açması için uygun bir süre verilmesi, açılacak ihya davasının sonunda kooperatifin ihyasına karar verilmesi halinde tüzel kişiliği yeniden tesis edilecek kooperatif hakkındaki işbu davaya devam olunarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kooperatif hakkındaki davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/7106, K. 2011/1434, 10 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama