KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/7154 E., 2011/329 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ocak 2011
- Mahkemesi
- İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
489 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.01.2009 tarih ve 2008/27 - 2009/16 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “LANCOME” başta olmak üzere dünyaca tanınmış markaların sahibi olduğunu, Türkiye'de de “LANCOME, TRESOR, MİRACLE LANCOME, POEME” markalarının adına tescilli olduğunu, 08.02.2008 tarihinde İpsala Gümrük Müdürlüğü'nün davalı adına tır karnesi olan araçta kendi markalarını taşıyan taklit ürünlere el konulduğunu bildirildiğini, bu ürünlerin sahte olduğunu yaptıkları inceleme sonucu tespit ettiklerini, dava konusu taklit ürünlerin beyansız olarak yurtdışına transit olarak çıkarılmak istenildiğini, bu durumun marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, davacının ticari itibarına zarar verildiğini ileri sürerek,
davalının fiilinin haksız olduğunun hükmen tespitine, marka hakkına tecavüz fiillerinin durdurulmasına, davalının haksız rekabetinin menine, davalının müvekkilinin markalardan yararlanma hakkına tecavüzünün ref ve menine, “LANCOME” markalarını taşıyan ürünlerin ihracat ve ithalatlarının ve satışa arz edilmelerinin önlenmesine, bu ürünlerin toplatılmasına ve imhasına, 20.000 TL manevi tazminatın reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, kararın ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin taşıyıcı olduğunu, yükün içeriği ile ilgisinin olmadığını, 556 sayılı KHK'nin 64. maddesi gereğince müvekkiline dava açılamayacağını, davanın husumetten reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin ele geçen taklit ürünlerin imalatı, satımı ve dağıtımında herhangi bir rolünün olmadığını, tazminat talebinin gönderici ya da alıcıya yöneltilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının “LANCOME” ibareli markanın sahibi olduğu, İpsala Gümrük Müdürlüğü'nce davalı şirkete ait araçta “LANCOME” ibareli ürünlerin tespit edildiği, davacı şirkete haber verilmesi üzerine davacı şirketçe yapılan incelemede bu ürünlerin taklit olduğunun anlaşıldığı, yapılan bilirkişi
incelemesi ile de bu durumun teyit edildiği, dava konusu ürünlerde davacı adına tescilli marka, markanın tescilli olduğu mal ve hizmetlerde aynen kullanıldığı, bu durumun 556 sayılı KHK'nin 9/1-a maddesi gereğince marka hakkı koruma kapsamında olduğu,
aynı maddenin 2/c fıkrası uyarınca davacının işareti taşıyan malın ithalinin veya ihracının yasaklanmasını isteyebileceği, bu sebeplerle davacı tarafın marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesi yönündeki taleplerinin kabulünün gerektiği gerekçesiyle davalı tarafından yapılan davacının marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesine ve menine, ele geçirilen ürünlerin hükmün kesinleşmesinden sonra masrafı davalıdan alınmak suretiyle imhasına, bu ürünlerin ihracat ve ithalatlarının ve satışa arz edilmelerinin önlenmesine,
hüküm fıkrasının ilanına, 7.000 TL manevi tazminatın dava tarihi itibariyle işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/7154, K. 2011/329, 18 Ocak 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama