KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/8050 E., 2010/1730 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
338 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bingöl Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01/07/2008 tarih ve 2008/255-2008/611 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin kefil olarak imzaladığı borç senedine dayalı olarak davalı tarafça icra takibi başlatılarak tahsilat yapıldığı halde aynı senede ilişkin müvekkili aleyhine ikinci bir takip başlatıldığını ileri sürerek, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve Bingöl İcra Müdürlüğü’nün 2007/76 E. nolu icra takibinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalıya ait 881 nolu senede ilişkin başlatılan ilk icra takibinde borcun ödenerek dosyanın işlemden kaldırıldığı ve son icra takibinin de anılan aynı senede ilişkin olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, Bingöl İcra Müdürlüğü’nün 2007/76 E. nolu icra takibinin iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, İİK’nun 72. maddesi uyarınca açılmış bulunan menfi tespit davası olup, davacı daha önce aynı senede istinaden Solhan İcra Müdürlüğü’nün 2007/76 esas sayılı takip dosyası ile borcun ödendiğini ve bu nedenle davaya konu edilen icra takibinin mükerrer olduğunu ileri sürmüş, davalı taraf ise mükerrer bir takibin söz konusu olmadığını savunmuştur.
Dava konusu takip dosyasının dayanağı olan 28.03.1996 tanzim tarihli müşterek ve müteselsil borç senedinin incelenmesinden senedin sadece davacı adına değil üç kişi adına düzenlendiği ve senette isimleri yer alanların aynı zamanda birbirlerinin kefilleri olduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla mahkemece, davalıdan her bir takibin hangi nedene dayalı olarak başlatıldığı usulünce sorulup buna göre takibin mükerrer olup olmadığı ve keza miktar itibariyle de 2. takibin haksız olup olmadığı tespit edilerek neticesine göre bir karar vermek gerekirken, sadece her iki takip dosyasındaki senet numarasının aynı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/8050, K. 2010/1730, 15 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama