KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/8541 E., 2011/872 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Ocak 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
484 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Aydın 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 16.01.2009 tarih ve 2008/409 - 2009/17 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatif ortaklığından 12.12.2003 tarihli noter ihbarnamesiyle istifa ettiğini, kooperatif yönetim kurulunca 04.01.2004 tarihinde istifanın kabul edilmesine karşın geçen sürede ödemelerin iade edilmediğini ileri sürerek, 19.750 YTL’nın faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davalının uyuşmazlık konusu alacağı dava aşamasında ödediği, asıl davanın konusuz kaldığı, davacının 2003 yılı içinde istifa ettiği, asıl alacağın 2003 yılı bilançosunda emanet hesabında bekletildiği, yapılacak ödemenin davalının varlığını tehlikeye düşürmeyeceği, 2003 yılı bilançosunun 16.06.2004 tarihinde kesinleştiği, ödeme tarihleri de dikkate alınarak davacının 9.887.75 TL faiz alacağının bulunduğu gerekçesiyle konusuz kalması nedeniyle asıl alacak hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 9.887.75 TL faiz alacağının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, her ne kadar davalının erteleme kararının yerinde olup olmadığının incelenmesinin bu kararın alındığı tarihi itibariyle değil de davalının 2003 yılı bilançosuna göre yapılmış olması doğru değil ise de, 15 ortaklı davalı kooperatifin erteleme süresi dolmadan davacı ile istifa eden ve aynı durumda bulunan eşi diğer ortağa ödedikleri aidatları iade etmiş olmasına, yapılacak ödemenin davalının mevcudiyetini tehlikeye düşürmeyeceğinin ortaya çıkmış bulunmasına, erteleme kararının yerinde olmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamları dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, kooperatif ortaklığından istifa nedeniyle ödenen aidatların tahsiline ilişkindir. Mahkemece davacının tavzih dilekçesi üzerine yazılı şekilde hükmün vekalet ücretine ilişkin kısmı düzeltilmiştir. Tavzih, bir hükmün müphem olması veya birbirine çelişkili fıkralar içermesi halinde, hükümdeki gerçek anlamın meydana çıkarılması için başvurulan kanun yoludur. Bu kanun yolu, hiçbir zaman hükmün değiştirilmesi veya hükme yeni bir şey eklenmesi yolu olarak kullanılamaz. Somut olayda vekalet ücreti tavzih dilekçesiyle yeniden hesaplanarak hüküm değiştirilmiştir. O halde, vekalet ücretinin tavzih yoluyla yeniden hesaplanarak düzeltilmesi doğru görülmemiş, kararının bozulması gerekmiştir.
3-Kabul şekli bakımından da; davalının yargılama sırasında davacının ödemiş olduğu aidatları iade ettiği sabittir. Davacı tarafın tutar belirterek ve harcını yatırarak işlemiş faiz alacağının tahsiline karar verilmesi talebi bulunmamaktadır. Bu durum karşısında, asıl alacağın ödendiği dikkate alınıp, alacağın muacceliyet ve ödeme tarihlerine göre, salt davacının temerrüt faizi alacağına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde işlemiş faiz alacağına karar verilmesi ve bunun için ayrıca vekalet ücreti tayini de yanlış olmuştur.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/8541, K. 2011/872, 31 Ocak 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama