KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/8824 E., 2010/2691 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Mart 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
584 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.07.2008 tarih ve 2008/116 - 2008/483 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 01.02.2004- 01.02.2009 tarihlerini kapsayan bir kira sözleşmesinin yapılmış olduğunu, sözleşmenin 9. maddesi gereğince davalının kiralananı satmaya karar vermesi halinde kira sözleşmesinin varlığı ve geçerliliği konusunda yeni malike bildirimde bulunma yükümlülüğünün olduğunu, kira sözleşmesinin devamı sırasında davalının kira sözleşmesine konu gayrimenkulu üçüncü bir kişiye sattığını, yeni malikin müvekkilinden kiralananı tahliye etmesini istediğini, yeni malik ile 31.12.2008 tarihine kadar geçerli bir kira sözleşmesinin akdedildiğini,
davalının sözleşmeye aykırı hareketi nedeniyle müvekkilinin 2007 ve 2008 yılları için 70.761,00 YTL kira farkından dolayı zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla anılan tutarın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin davacıya kiraladığı işyerini 21.03.2007 tarihinde İzmir Mekanik Mak....A.Ş.’ye sattığını, kira sözleşmesinin 9. maddesi uyarınca müvekkilinin kiralanan yeri satması halinde yalnızca kira sözleşmesinin varlığını ve geçerliliğini bildirmekle yükümlü olduğunu, müvekkilinin de bu yükümlülüğünü yerine getirdiğini, davacının yeni malik ile anlaşarak yeni bir kira sözleşmesi imzaladıktan sonra iki sözleşme arasındaki farkı müvekkilinden istemesinin hiçbir hukuki dayanağı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre taraflar arasında yapılan sözleşmenin 9/2. maddesinin davalıya kiralananı satın alana kira sözleşmesinin varlığını ve geçerliliğini bildirme yükümlülüğünü getirmiş olduğu, sözkonusu hüküm ile davacıya kira sözleşmesinin kiralananın satışı veya devri halinde aynı şartlarla devam edeceği yönünde garanti verildiğinin kabul edilemeyeceği, davacının yeni malik ile yaptığı kira sözleşmesindeki kira farkını istemesinin bu nedenle mümkün olmadığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalının akde aykırı davranması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Taraflar arasında kira akdinin varlığı ve bu akdin devamı sırasında davalının davacıya kiraladığı taşınmazı üçüncü bir kişiye sattığı hususlarında bir çekişme bulunmamaktadır. Davada çekişmeli yön taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 9/2. maddesinin davalıya yüklediği edimin kapsamı noktasındadır. Davacı, davalının sözleşmenin anılan maddesi uyarınca kiralanan taşınmazı üçüncü kişiye satması halinde dahi yapılmış bulunan kira akdinin varlık ve geçerliliğini koruyacağı yönünde davacıya taahhütte bulunmuş olduğunu ileri sürmüş, davalı taraf ise akdin anılan hükmünün kendilerine sadece yeni malike akdin varlığını bildirme yükümlülüğü yüklediğini, bunu da yerine getirmiş olduğunu savunmuştur.
Taraflar arasındaki kira akdi incelendiğinde akdin başlangıç olarak 5 yıl süreli olarak yapıldığı, bu kira dönemindeki her yıla ilişkin kira bedelinin sözleşmede belirtilmiş bulunduğu anlaşılmakla davanın dayanağını oluşturan 9/2. maddesi hükmü ile taşınmazın üçüncü kişiye satımı veya devri halinde dahi kiracının bu durumdan olumsuz şekilde etkilenmeyeceği, yeni malikin bu durumu kabul ederek davacının kiracılık sıfatı, kira sözleşmesi ve kira sözleşmesindeki süre ile ücrete ilişkin hükümlerle bağlı olmasının amaçlandığının kabulü gerekir.
Bu yönde hüküm olmasa bile yeni malikin kira akdini sona erdirmek istediği takdirde gerek Borçlar Kanunu’nun 254/2, gerekse 6570 sayılı Kanun’un 7/d maddeleri hükümlerine uygun şekilde kira akdini feshetmesi mümkün bulunacağından sözleşmedeki sözkonusu hükmün davalıya kiralananın satılması halinde yeni malike sadece kira akdinin varlığını bildirimle sınırlı olarak bir borç yüklediğinin kabulü doğru değildir.
Bu durumda, mahkemece davalının sözleşmeden doğan yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle davacının uğradığı zararın tazminine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/8824, K. 2010/2691, 11 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama