KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/8837 E., 2011/2238 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mart 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
409 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/02/2009 tarih ve 2007/76-2009/46 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılardan banka vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadaki hesabından iradesi dışında internet bankacılığı aracılığıyla diğer davalılarca havale yapılarak hesabın boşaltıldığını, gerekli önlemleri almayan davalı bankanın bu zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, 3.000,00 TL’nin davalılardan ...’den, 13.190,00 TL’nin davalı ... ve ... ile müştereken ve müteselsilen olmak üzere toplam 16.190,00 TL’nin davalı bankadan faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, zararın oluşumunda davacının kusurlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiş, diğer davalılar davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıya ait sistem bilgilerinin ele geçirilmesinde davacının kusurunu bulunmadığı, güvenlik önlemlerini yeterli düzeyde almayan davalı bankanın oluşan zarardan sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılardan banka vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılardan banka vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
KARŞI OY YAZISI
Dava, internet dolandırıcılığı suretiyle davacının davalı banka şubesinde mevcut hesabından diğer davalılara yapılan havaleler suretiyle gerçekleşen zararın davalılardan tahsiline yöneliktir.
Mahkemece de kabul edildiği üzere, dolandırıcılık eylemi, bir diğer deyimle “zararlı sonuç” davacının bilgisayarından davalı gerçek kişilerce elde olunan kişisel bilgileri kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmiştir. Öte yandan, söz konusu kişisel bilgilerin davalı bankanın sisteminden elde olunmasının mümkün olmadığı da dosya kapsamıyla sabittir.
Şu halde, davacının, sözleşmesel olarak da yükümlenmesine rağmen kişisel bilgilerini korumakta, üçüncü kişilerin eline geçmesini engellemekte kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermediğinin kabulü kaçınılmazdır. Aksini iddia eden hesap sahibinin, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğu ve fakat bunu kanıtlayamadığı dosya kapsamıyla sabittir. O halde, hesap sahibinin ortaya çıkan zararlı sonuçta müterafik kusurunun varlığında duraksanmamalıdır.
Açıklanan tüm bu nedenlerle, tarafların müterafik kusurlu olduğu kabul edilmek ve bu yolda yaptırılacak yeni bir bilirkişi incelemesi suretiyle davacı ile davalı bankanın kusur oranlarının belirlenerek buna göre davalı banka hakkında hüküm kurulması için yerel mahkeme kararının bozulması görüşünde bulunduğumdan, Dairemizin muhterem çoğunluğunun kararın onanmasına ilişkin görüşüne katılmıyorum.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/8837, K. 2011/2238, 3 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama