KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/8947 E., 2011/7925 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Haziran 2011
- Mahkemesi
- İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
489 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.01.2009 tarih ve 2008/63-2009/1 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 28.06.2011 gününde davacı vekili Avukat Abdulkadir Bayazıt ile davalı vekilleri Avukat ... ve Avukat .....geldiler, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ruhsatlı RELAXOL isimli ürününün davalının Relaxol markasının tescilinden daha önce pazara sunarak ayırd edicilik kazandırdığını öne sürerek, davalı adına tescilli Relaxol ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini, istemiştir. Davalı vekili İbare üzerindeki öncelik hakkının müvekkiline ait olduğunu savunmuştur.
Mahkemece iddia,savunma,dosyadaki kanıtlara göre ,davalı adına RELAXOL markasının 30/12/2004 tarihinde 05. Sınıfta yer alan, insan ve hayvan sağlığı için ilaç ürünü için tescil edildiği, davacı tarafın sunduğu Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğünün 13 Haziran 2005 Tarih ve 030493 sayılı yazısıyla da anlaşıldığı üzere, davacının ilaç satış ruhsatı, belirtilen tarihte verildiği, İlacın ruhsatsız piyasaya sürülmesi imkanı bulunmadığından,
RELAXOL markasının davacı tarafça belirtilen tarihten önce fiilen kullanımının mümkün olmayacağı , zaten davacının sunduğu fatura tarihlerinin de belirtilen tarih sonrasına ait olduğu,dolayısıyla da 30/12/2004 marka başvuru tarihinden önce, markanın davacı tarafça kullanılarak ayırd edicilik kazandırıldığına ilişkin herhangi bir delil sunulamadığı,556 sayılı KHK'nın 8, 9 ve 42. Maddelerinin içerikleriyle de, anlaşılacağı üzere,
marka üzerindeki öncelik hakkına dayanılarak markanın tesciline itiraz veya tescil edilmiş markanın hükümsüzlüğünü isteyebilmek için ya hükümsüzlüğü istenilen marka başvuru veya rüçhan tarihinden önce başvurusu yapılmış veya tescil edilmiş bir markaya veya 8. Maddenin 3. Fıkrası gereğince başvuru tarihinden önce işaret üzerinde hak elde edilmesi ve belirtilen işaretin sahibine sonraki bir markanın kullanımını yasaklama hakkı vermesi diğer bir anlatımla, tescilsiz kullanımla işaret üzerinde hak elde edilmesi gerektiği,
davacının söz konusu hükümlere göre davalının marka başvuru tarihinde işaret üzerinde hak elde ettiğine dair delil sunamaması nedeniyle öncelik hakkına dayanması imkanı bulunmadığı gibi, marka tescil kapsamındaki üründen bağımsız olduğundan, her hangi bir nedenle ürünün kullanımı mümkün olmasa da, marka salt tescil nedeniyle geçerliliğini koruyacağından ve ancak 5 yıl süreyle kesintisiz kullanılmaması halinde markanın 14. Maddeye göre iptali istenebileceğinden ve bu sürede dolmadığından, markanın davalı tarafından değil, kendileri tarafından kullanıldığı iddiasının da esasa etkili olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili kararı temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/8947, K. 2011/7925, 30 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama