KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/8960 E., 2010/12841 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
532 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16.03.2009 tarih ve 2008/612 - 2009/125 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin gecekondusunun arsasını satarak edindiği 108.000 USD'nin Egebank Bahçekapı Şubesine 21.12.1999 tarihinde yatırdığını, ertesi gün bankaya BDDK'ca el konulduğunu, parasını çıkmak için şubeye gittiğinde paranın off shore hesabına geçirildiğinin bildirildiğini, oysa off shore hesap açılması yönünde müvekkilinin kimseye vekalet ve yetki vermediğini, işlemi yapan şube müdürünün parayı tekrar eski hesaba çevrilmesi için gerekli olduğunu söyleyerek müvekkiline bazı evraklar imzalattığını ve içeriğini de açıklamadığını, Egebank A.Ş. ve Egebank Off Shore Ltd' nin organik bağ içinde olup,
mudilerin kandırılarak paralarının iç edildiğini ileri sürerek, ıslah ile birlikte 108.000 USD'nin faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemiş, yargılama sırasında Egebank OffShore Ltd. hakkındaki davayı atiye terk etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili, BDDK ile Oyakbank arasında imzalanan 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesi gereğince, Oyakbank A.Ş.'ne devredilen bankalar aleyhine açılacak tüm davaların TMSF' na 5 gün içinde ihbar olunacağının ve hukuki sorumluluğunda TMSF' na ait olacağının kararlaştırıldığını bildirmiş, davanın ihbarı üzerine Oyakbank A.Ş. temsilcisi TMSF vekili sıfatıyla verilen yanıt ile de; davanın ayrı tüzel kişilik olan Egebank Off Shore Ltd' ne yöneltilmesi gerektiğini, davacının talimatı ile paranın Off Shore hesaba havale edildiğini ve Off Shore hesaptaki paranın garanti kapsamı dışında olduğunu, aksi düşünülse dahi vadesiz mevduat faizi istenebileceğini, TMSF açısından davanın idari yargı görevine girdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre, off shore havale talimatındaki imzanın davacıya ait olduğu, davacının adı geçen hesap dışında bankada başka hesabının bulunmadığı, davacının rızası ve talimatıyla hesabın Egebank Off Shore Ltd.’ne havale edildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, her ne kadar havale talimatında davacının imzası mevcut ise de dosya içeriğinden Egebank yetkililerinin müşterileri kandırarak ve bankayı vasıta kılmak suretiyle paraları Off Shore hesabına kanalize etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediklerinden bahisle kamu davası açıldığı anlaşıldığı gibi, yine Dairemizden geçen emsal davalarda Egebank Off Shore Ltd.Şti.’nin (Kıbrıs’ta mukim) herhangi bir mal varlığı olmadığı sabit olmuş ve Dairemizce bu nedene bağlı olarak banka müşterisinin öncelikle Off Shore bankasına başvurması yolundaki içtihatlarından dönülmüştür.
Bu itibarla, mahkemece öncelikle ceza davasının kesinleşmesinin beklenmesi ve bilahare de davacının talebi içinde kendisine ait paranın Off Shore gönderilmeyip davalı bankada kaldığı, bankanın da mevduattan sorumlu olduğu iddiası da bulunduğundan, davaya bu kapsamda bakılarak davalı bankanın Bankalar Kanunu ve TTK hükümleri gereğince, davacı zararından sorumlu olup olmadığı hususu incelenerek, neticesine göre karar vermek gerekirken, eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/8960, K. 2010/12841, 13 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama