KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/9084 E., 2011/7920 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Haziran 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
675 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13/02/2009 tarih ve 2008/582-2009/34 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 28/06/2011 gününde taraf vekilleri tebligata rağmen duruşmaya gelmediklerinden tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkili ile gerçek kişi davalılar tarafından herbiri 1/3'er hisseli olarak 2004 yılında kurulduğunu, ilk 5 yıl için şirketi münferiden davalı ...'in temsil ve ilzam ettiğini, müvekkilinin davalılar tarafından şirket işlerinde yer almasının engellendiğini, ortaklar arasındaki güven ve samimiyet duygularının kalmadığını, davalıların diğer davalı şirkete banka kredisi ile 2 adet araç alındığı halde müvekkiline haber verilmediğini, kurulduğu tarihten itibaren kâr payı ödemediğini, şirketin vergi borçlarının da sürekli arttığını,
müvekkilinin hissesini davalılara devretmesi talebinin kabul edilmediğini ileri sürerek, davalı şirketin tasfiyesi ile müvekkilinin hissesine düşecek kâr payı ve alacaklarına karşılık şimdilik (10.000) TL'nin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davacının şirket işleyişi ile ilgili bilgi isteğinin olmadığını, istediği zaman gerekli bilgilere ulaşabileceğini, ilk yıllarda zarar eden şirketin kâr etmeye başladığını, şirketin en zor dönemde hırsızlar tarafından mallarının çalınması sonucu sıkıntılar yaşamaya devam ettiğini, şirketin feshine karar verilebilmesi için haklı nedenlerin bulunmadğını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı şirketin 2004,2005 ve 2006 yıllarında sürekli zarar ettiği, (13.244,85) TL vergi borcunun bulunduğu, 6183 SK'nun 35. maddesi uyarınca bu nedenle davacı ortağın risk altında olduğu, şirket defterlerinin usulsüz tutulduğu ve bu durumun da şirket müdürü davalı ...'in sorumluluğunu gerektirip fesih nedeni bulunduğu, ortaklar arasında doğan huzursuzluklar nedeniyle güven ilişkisinin zedelendiği, davacının tasfiye payı talebinin koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davalı şirketin TTK.'nun 549/4 madde uyarınca haklı nedenle feshine, TTK.'nun 441. maddesi uyarınca tasfiyesine ve tasfiye memuru tayinine, koşulları oluşmayan tasfiye payı alacağı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, TTK.’nun 549/4. maddesine dayalı olarak davalı şirketin haklı nedenlerle fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
Mahkemece her ne kadar yazılı gerekçelerle davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmişse de dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden somut uyuşmazlıkta davalı şirketin fesih ve tasfiyesini gerektirir haklı nedenlerin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Zira davalı şirket 2004, 2005 ve 2006 yıllarında zarar etmişse de, 29.07.2004 tarihinde tescil edilen bir şirketin ilk kurulduğu yıllarda zarar etmesi olağan sayılmalıdır.
Üstelik davalılar vekilince şirketin en zor döneminde büyük bir hırsızlık olayı meydana geldiğinden zararlarının arttığı savunulmuştur. Kaldı ki davalı şirket 2007 yılında da (59.526,62) TL. kâr elde etmiştir. Yine şirkete alınan iki adet kamyonet bedeli şirket defterlerine işlendiğinden, davacı vekilinin bu konuda müvekkiline bilgi verilmediğinden davalı şirketin feshinin gerektiği yönündeki talebi de yerinde değildir.
Defterlerinin usulsüz tutulması da tek başına şirketin feshi için haklı neden oluşturamaz.
Mahkemece vergi borcunun bulunduğu ve 6183 SK.’nun 35. maddesi uyarınca davacı ortağın risk altında olduğu gerekçesiyle davalı şirketin feshine karar verilmesi de doğru olmamıştır. Zira somut uyuşmazlık yönünden yeni kurulmuş ve kâr elde etmeye başlamış bir şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesi yerine, şirketin faaliyetlerine devam ederek borçlarını ödemesine olanak tanınması, hem şirketin hem alacaklıların hem de ortakların daha yararınadır.
Ayrıca ortaklar arasında güven ilişkisinin zedelendiği hakkında dosyaya herhangi bir delil de sunulmamıştır.
Bu durum karşısında mahkemece davalı şirketin fesih ve tasfiyesi için haklı nedenlerin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
2- Ayrıca bu türden bir davada husumetin tasfiyesi istenen şirkete yöneltilmesi gerekir. Somut uyuşmazlıkta ise dava, hem şirkete hem de ortaklara karşı açılmıştır. Husumetin bulunup bulunmadığı konusu ise yargılamanın her aşamasında resen nazara alınması gereken hususlardandır.
Bu durum karşısında mahkemece, davalı şirket dışındaki davalılar hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması dahi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/9084, K. 2011/7920, 30 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama