KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/9254 E., 2011/5546 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Mayıs 2011
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
576 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.03.2009 tarih ve 2006/330-2009/90 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı-karşı davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı-karşı davalı vekili, müvekkilinin “Zippo” ibareli muhtelif sınıflarda tescilli 10 ayrı markanın sahibi olduğunu, müvekkili şirketin 1932 yılında Amerika’da kurulduğunu ve 120 ülkede distribütörler vasıtasıyla ürünlerini sattığını, markalarının 100' den fazla ülkede tescilli olduğunu, Türkiye’de tanınmış markalar listesinde yeraldığını, davalı ...
Lift GmBH’nın “ZIPPO” markası için 782261 no ile uluslarası marka başvurusunda bulunulduğunu ancak başvurunun reddedildiğini, buna rağmen davalının ürettiği ZIPPO markalı asansörleri Türkiye distribütörü olan diğer davalı O.S.E Otomotiv Servis Ekipmanları Sanayi ve Ticaret A.Ş aracılığı ile Türkiye’de satışa sunduğunu, bu davranışın müvekkil markasına tecavüz teşkil ettiğini ve haksız rekabet yarattığını, davalının bu davranışının 2005 yılında öğrenildiğini ve sessiz kalınmadığını ileri sürerek, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesini ve karşı davanın reddini talep etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, müvekkilinin “Zıppo” markasını 40 yılı aşkın bir süredir kullandığını, bir çok ülkede markasının tescilli olduğunu ve temsilciliklerinin bulunduğunu, menşei ülke Almanya’da markasını 1976 yılında tescil ettirdiğini, 2002 yılında Madrid Protokolü çerçevesinde tescil edildiğini, Türkiye’de ise en az 10 yılı aşan süredir kullandığını ve davacının bunu bildiğini, bu sebeple davacının sessiz kalma sebebiyle hak kaybına uğradığını, Zippo markasını ilk kullanan ve tanıtanın müvekkili şirket olduğunu ayrıca markaların ilgili olduğu emtiaların farklı olduğunu savunarak asıl davanın reddini istemiş ve karşı davada ise,
davacı markasının hükümsüz kılınması gerektiğini, 556 sayılı KHK’nin 8/3 hükmü gereğince müvekkilinin ibare üzerinde öncelik hakkının bulunduğunu, ZİPPO markasının Avrupa’da sektörünün en iyi bilinen markalarından olduğunu, davacı-karşı davalının 2004/1242 nolu markasının 7. sınıfta yeralan ‘’yükseltme, kaldırma, iletme aletleri’’ bakımından hükümsüz kılınması gerektiğini, davacının bu emtialar bakımından herhangi bir faaliyetinin de bulunmadığını ileri sürerek, davacı-karşı davalının anılan markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı O.S.E Otomotiv Servis Ekipmanları Sanayi ve Ticaret A.Ş vekili, müvekkilinin davalının distribütörü olmadığını, sadece emtia satın aldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı-karşı davacının 2004 yılından önce ZIPPO markalı yükseltme aletleri üreterek sattığı, bu emtia bakımından 556 sayılı KHK’nın 8/3 maddesi anlamında öncelik hakkının bulunduğu, davacı-karşı davalının 81989 nolu markasının 556 sayılı KHK’nın 7/1-i maddesi anlamında tanınmış marka olduğunun kesinleşmiş mahkeme kararıyla tespit edildiği, davalıların ZIPPO markasını kullanmasının davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği, ancak davacı-karşı davalının sessiz kalma sebebiyle hak kaybına uğradığı,
karşı dava açısından davalı-karşı davalının ZIPPO markası üzerinde yükseltme aletleri bakımından davacıya nazaran 556 sayılı KHK’nın 8/3 maddesi uyarınca öncelik hakkına sahip olduğu, davacı-karşı davalının 2004/1242 kod nolu marka başvurusunun kötü niyetli olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüyle 2004/1242 sayılı ZIPPO markasının yükseltme aletleri ile ilgili olarak hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, sair istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı-karşı davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 556 Sayılı KHK’nin 43. maddesi uyarınca davalı-karşı davacının zarar gören sıfatıyla işbu karşı davayı açmakta hukuki yararının bulunmasına göre, davacı-karşı davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/9254, K. 2011/5546, 9 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama