KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/9336 E., 2011/3231 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mart 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
663 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Şebinkarahisar Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.03.2009 tarih ve 2007/140 - 2009/42 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya Tarımsal Kredi Sözleşmesi'ne dayalı olarak 26.000 TL kredi kullandırdığını, usulsüzlük üzerine bankada yapılan müfettiş incelemesinde, 14.03.2005 tarihinde davalının hesabından bilgisi ve izni dışında 5.000 TL'nın çekildiğinin tespit edildiğini, bu borcun davalı tarafından kapatıldığını, bölge başkanlığının yazısı üzerine davalı tarafından ödenen meblağın faizi ile davalıya iade edildiğini, ancak 5.960,90 TL iade edilmesi gerekirken sehven 7.748,48 TL ödendiğini, davalının, ödeme yapılırken alınan ibranamede herhangi bir fazlalık tespit edildiği takdirde bunu iade edeceğini taahhüt ettiğini,
buna rağmen kendisine gönderilen ihtarnameye olumsuz cevap verdiğini ileri sürerek, 1.817,58 TL'nın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı Banka'nın kendi çalışanlarını kontrol ve takip etmemesi nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, ticari bir kuruluş olan bankanın kendi yaptığı hesabın hatalı olduğunu ileri süremeyeceğini, ibranamenin manevi baskı altında verilmesi nedeniyle geçerli olmadığını savunmuş, karşılık davada ise, müvekkilinin hayvan ticareti ile ugraştığını, banka çalışanının hesaptaki parayı haksız olarak çekmesi nedeniyle müvekkilinin elde edeceği kârdan mahrum kaldığını, ayrıca çekilen parayı hesabına yatırmak için uğraşırken de zarara uğradığını, bu olayların müvekkilinin manevi zararına da yol açtığını ileri sürerek,
7.221,52 TL maddi, 1.000 TL manevi tazminatın davacı, karşı davalıdan tahsiline, davalının hesabında bulunan para üzerindeki blokenin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar davacı Banka davalıya fazla ödeme yapıldığı iddiası ile alacak talebinde bulunmuş ise de, bilirkişi aracılığıyla yapılan hesaplamada fazladan yapılan bir ödemenin tespit edilmediği, bu hali ile davacının talebinde haksız olduğu, ayrıca iade edilecek paranın davacı tarafından hesap edildiği, davalının herhangi bir kusurunun bulunmadığı, bu nedenle asıl davanın reddi gerektiği, davalı-karşı davacının parasını kullanamadığı dönemde zararının bulunduğunun ispatlanamadığı, ruhsal durumunun bozulduğunu da kanıtlayamadığı,
banka memurunun haksız işlemi ile çekilen paranın faiziyle davalı-karşı davacıya iade olunduğu, bu nedenle tazminat talebinin yerine olmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile maddi ve manevi tazminat talebinin reddine, davalı-karşı davacının hesabındaki parasına bankaca konulan blokenin kaldırılmasına yönelik talebin kabulüne, kararın kesinleşmesinden itibaren haksız olarak yapılan blokenin kaldırılması için muhatap bankaya müzekkere yazılmasına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin 3 nolu bent dışında sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Asıl dava, bankacılık işleminden kaynaklanan istirdat istemine ilişkindir.
Mahkemece alınan ilk bilirkişi raporunda davalıya 1.805,57 TL’nın fazla ödendiği bildirilmiş, davalının itirazı üzerine alınan ikinci bilirkişi raporunun değerlendirme kısmında davacı bankanın davalıya 5.000 TL asıl alacak, 2.053,82 TL faizi olmak üzere toplam 7.053,82 TL ödemesi gerekirken 7.778,48 TL ödeme yaptığı belirtildiği halde sonuç kısmında ise davacı bankanın alacak talebinin yerinde olmadığı bildirilmiştir.
Mahkemece raporlar arasındaki çelişki giderilmeden ve hangi nedenle ikinci rapora itibar edildiği karar yerinde tartışılmadan hüküm kurulması doğru olmamıştır. Kaldı ki hükme esas alınan ikinci bilirkişi raporunda dahi davacı tarafından davalıya bir miktar fazla ödeme yapıldığı açıklanmıştır.
Bu durumda mahkemece bankacılık konusunda uzman bir bilirkişiden, önceki raporlar arasındaki çelişki de giderilmek suretiyle yeni rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
3-Kabule göre de, mahkemece asıl davanın reddine ve birleşen davanın kısmen reddine karar verildiği halde, karşı taraf yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, bu konuda karar verilmemesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/9336, K. 2011/3231, 22 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama