KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/9855 E., 2011/2978 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mart 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
510 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 10/06/2009 tarih ve 2008/76-2009/210 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette pay sahibi olduğunu, 30.04.2003 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlardan 2, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8. maddelerinin kanuna, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 30.04.2003 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların yasa, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına uygun olduğunu, ayrıca davalı şirketin Hidrel Hidrolik Elemanlar San. A.Ş. ile birleşerek münfesih olduğunu, davanın konusuz kaldığını, genel kurul kararları iptal edilse dahi uygulama imkanı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizce verilen bozma kararına uyularak, davalı anonim şirketin yargılama devam ederken 23.01.2008 tarihinde tasfiyesiz infisah ve birleşme kararı aldığı, devralan şirketin devraldığı şirketin pasiflerinden de sorumlu olduğu, dolayısıyla davanın konusuz kalmadığı, bu durumda tüzel kişiliği sona eren davalı şirkete izafeten devralan şirketin dosyada taraf konumunda olması gerektiği, davalı vekilinin devralan şirket vekaletnamesini dosyaya koyarak cevap verdiği,
genel kurulun 8. maddesinin hisse devrine ilişkin kısmının hissedarların genel menfaatine uygun olmadığı ve eşitlik ilkesini ihlal ettiği, 7. maddesindeki kar payının dağıtılmayarak olağanüstü ihtiyat olarak ayrılması hususunda 2002 yılı net karın dağıtılması halinde şirketi ekonomik yönden tehlikeye sürükleyecek ve şirketin ticari faaliyetini engelleyecek bir durumun söz konusu olmayacağı, şirketin gelişmesinin kar payının dağıtılması suretiyle de sağlanacağı,
bu durumda 2002 yılı faaliyet dönemine ilişkin 30.04.2003 günü yapılan olağan genel kurul toplantısının 7. maddesindeki kar dağıtmama yönündeki kararın ekonomik açıdan da yerinde olmadığı, dolayısıyla kâr payı alma hakkının engellendiği gerekçesiyle, genel kurulun 7 ve 8. maddelerinin iptaline, diğer hususlarla ilgili daha önce verilen hüküm kesinleşmiş olduğundan yeniden karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece verilen 07.10.2005 tarihli davanın reddine dair kararda, davalı vekili için maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine hükmedildiği, bu kararın Dairemizin 02.07.2007 tarihli bozma ilamı ile ortadan kalktığı ve verilen kararın kısmen kabul kısmen red mahiyetinde olduğu nazara alınarak davada kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu hususun nazara alınmaması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/9855, K. 2011/2978, 21 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama