KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/9873 E., 2011/7928 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Haziran 2011
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
869 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/02/2009 tarih ve 2007/351-2009/21 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 28.06.2011 gününde davacı avukatı....ile davalı ... avukatı .... gelip, diğer davalı tebliğe rağmen duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2006/29329 sayılı "GAASTRA" ibareli tescil başvurusunda bulunduğunu, başvurularının davalı TPE'nin daha önce diğer davalı adına tescilli bulunan 2002/02195 sayılı "GAASTRA+şekil" markasını tescil engeli sayarak başvuruyu reddettiğini, red kararına karşı yaptıkları itirazın TPE YİDK'nun 17.08.2007 tarih ve 2007-M-2390 sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa davalı ...'a ait 2002/02195 tescil numaralı markanın tescil tarihinden itibaren beş yıldan fazla bir süre geçmesine rağmen kullanılmadığını, müvekkilinin eskiye dayalı kullanım ile öncelik hakkına sahip olduğunu,
davalının "GAASTRA" markasının dünya çapında sahip olduğu tanınmışlıktan yararlanmak amacıyla kötü niyetle tescil ettirildiğini ileri sürerek, müvekkiline ait "GAASTRA" markasının tanınmış olduğunun tespitine, davalının "GAASTRA" şekil ibareli markasının müvekkiline ait marka ile iltibas oluşturduğunun tespitine, TPE YİDK’nun 17.08.2007 tarih ve 2007-M-2390 sayılı kararının iptali ile davalı ... adına tescilli 2002/02195 sayılı markanın hükümsüzlüğünün tespiti ile marka sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili , davacı şirketin "GAASTRA" ibaresi ile karara mesnet markaların aynı sınıftaki mal ve hizmetleri kapsadığını, markaların aynı ve ayırt edilemeyecek kadar benzer bulunduğunu, TPE’ce yapılan işlemlerin doğru olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, hükümsüzlük davalarının davalının ikametgahının bulunduğu yer olan İstanbul Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, TPE kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlara göre, davalı ... adına tescilli 2002/02195 sayılı "GAASTRA+ŞEKİL" markasının hükümsüzlüğünün tespitini istemiş ise de, davalı vekilinin süresinde yaptığı yetki itirazı üzerine hükümsüzlüğün tespiti istemli davanın asıl davadan tefrik edilerek yetkili İstanbul Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, davacının 16.03.2006 tarih ve 2006/29329 sayılı başvuru ile "GAASTRA" ibaresini 25. emtia sınıfında tescil başvurusunda bulunduğu, Markalar Dairesi Başkanlığınca daha önce davalı ... adına tescilli "GAASTRA+ŞEKİL" markasının aynı sınıfta tescilli bulunması nedeniyle başvurunun reddedildiği, müvekkilinin marka üzerinde gerçek hak sahibi
olduğu, müvekkile ait markanın tanınmış bulunduğu ve davalı ...'ın tescilinde kötü niyetli olduğuna dair itirazının TPE YİDK'nun 17.08.2007 tarih ve 2007-m-2390 sayılı kararıyla "556 sayılı KHK'nin 7/1-b maddesi uyarınca redde gerçekçe gösterilen 2002/02195 sayılı "GAASTRA+ŞEKİL" ibareli marka ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu gibi, üzerinde kullanılacakları mal ve hizmetlerin de aynı veya aynı türden oldukları tespit edildiği"gerekçesiyle başvuru ile birlikte nihai olarak reddedildiği,
556 sayılı KHK'nin 7/1-b maddesinde, aynı veya aynı türdeki mal ve hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş veya daha önce tescil başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olan markalar" tescil için mutlak red nedeni olarak gösterildiği,
markaların birbirlerinden ayırt edilemeyecek derecede benzer oldukları , davacı vekilince müvekkil markasının davalı ...'ın markasından çok önce var olduğunu ve tescili gerektiğini ileri sürmüş ise de, 556 sayılı KHK'nin 7/2-son maddesini değiştiren 26.06.2004 tarih ve 5194 sayılı yasada tescilli bir marka var iken aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer bir markanın kullanımla ayırt edicilik kazandığı iddiasına dayanılarak tescil yapılamayacağı hükmü öngörüldüğü, bu madde hükmünün yorumundan aynı şekilde marka tanınmış olsa dahi tescilli bir marka var iken ikinci bir tescilin yapılamayacağı sonucuna ulaşıldığı,
bu tespitler karşısında, TPE YİDK'nun marka başvurusunun reddine dair kararda yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacı vekili müvekkiline ait markanın yıllardan beri yurtdışında dünya çapında çok tanınmış olduğunu Paris Sözleşmesinin 1. mükerrer 6. maddesi ile 556 sayılı KHK'nin 8/4 ve 7/1-i maddeleri uyarınca müvekkilinin izni olmadıkça başkaları tarafından tescil edilemeyeceğini ve ayrıca müvekkiline ait söz konusu markanın tanınmış olduğunun tespitinide talep ettiği, marka sahibinin markasının tanınmışlığının tespitini TPE Markalar Dairesi Başkanlığına yapılacak bir başvuru ile başlayacak bir prosedürle başlatması,
Markalar Dairesinin Başkanlığı'nın talebi ret etmesi halinde red kararına karşı YİDK kararına itiraz yapılması ve itirazın reddedilmesi halinde ancak mahkemeye dava açılmak suretiyle markanın tanınmışlığının tespiti isteyebileceği,somut olayda, davacı böyle bir prosedür başlatmadan sadece marka başvurusunun Markalar Dairesi Başkanlığınca reddi üzerine yaptığı itirazda markasının tanınmış olduğunu ileri sürdüğü,
bu şekilde markanın tanınmışlığını ileri sürmek markanın tanınmışlığının tespiti prosedürünü başlatmak şeklinde bir başvuru olarak değerlendirilemeyeceği, kaldı ki, 556 sayılı KHK'nin 1. maddesinde, "Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin amacı, bu Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine uygun olarak tescil edilen markaların korunmasını sağlamaktır" hükmü öngörüldüğü,o halde ancak bu Kararname kapsamında korunan markaların tanınmışlığının tespitini istemenin olanaklı olduğunu, oysa, davacının marka başvurusu Kararname'nin 7/1-b kapsamında reddedildiğini,
davacının Türkiye'de henüz tescil hakkını kazanmadığı bir markanın tanınmış olduğunun tespitini ve tanınmış marka olarak korunmasını istemesine hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/9873, K. 2011/7928, 30 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama