KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/10051 E., 2011/15327 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
630 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bilecik Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/05/2010 tarih ve 2010/88-2010/337 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 15.11.2011 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ...’in maliki ve sürücüsü olduğu araçta müvekkilinin yolcu iken uğradığı kaza sonucu yaralandığını, kaza nedeniyle müvekkilinin vücudunda kırılmalar oluştuğunu, ayrıca yine kaza nedeniyle müvekkilinin bilincini yitirdiğini, olay sonrasında müvekkilinin ilk tedavisinin Eskişehir Tıp Fakültesinde yapıldığından refakatçi ile birlikte Akşehir’den Eskişehir iline gelmek zorunda kaldığını, her tedaviye gidişinde Eskişehir ilinde kalma mecburiyeti doğduğunu, bu yönden de müvekkilinin gidiş dönüş ve ikamet masrafları nedeniyle ayrıca zarara uğradığını,
müvekkilinin kaza meydana geldiği tarihte Kocaeli Üniversitesi Jeoloji bölümünde öğrenci olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla, 300 TL. maddi, 1.000 TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, olay günü davalının davacının birkaç arkadaşıyla birlikte, müvekkilinin sevk ve idaresinde bulunan araca bindiklerini, müvekkilinin, davacı ve arkadaşlarını araç ile Bilecik iline götürmesi karşısında herhangi bir ücret almadığından taraflar arasındaki işlemin hatır taşımacılığı olduğunu, olay meydana geldikten sonra müvekkilinin davacıya her türlü yardım ve desteği yaptığını, davacı tarafından maddi tazminata ilişkin taleplerin belgelenmesi gerektiğini, manevi tazminatın fahiş olduğunu savunarak davanın reddine talep etmiştir.
İşbu dava ile birleşen mahkemenin 2000/124-56 karar sayılı dava dosyasında davacı 180.000.000.000. TL. maddi tazminatın faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, asıl davada taleple bağlı kalınarak 300 TL. maddi, 750 TL. manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın ise kabulü ile 180.000 TL. maddi tazminatın 16.07.1995 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 10.02.2009 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyularak ve davalı ...'in 08.04.2009 tarihinde vefat etmesi nedeniyle mirasçıları davaya dahil edilerek önceki verilen kararda manevi tazminattan BK' nun 43. maddesi gereğince 1/4 oranında indirim yapılması bu oranın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından uygun bulunması karşısında, davacının maddi tazminat talebinden de BK. nun 43. maddesi gereğince 1/4 oranında indirim yapılarak davanın kısmen kabulü ile 135.225 TL. maddi tazminat ile 750 TL. manevi tazminatın 16.07.1995 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Asıl ve birleşen davalar yolcu taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. HUMK’nun 45 nci maddesine göre ayrı ayrı açılmış davaların aralarında bağlantı bulunması koşulu ile birleştirilerek görülmesi mümkündür. Ancak, birleştirme kararı, taraflar arasındaki uyuşmazlığı esastan çözümleyen bir karar değildir.
Bu karar, sadece birleştirilen davaların tahkikat safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğurup, davaların birbirlerinin içerisinde erimesi, tek bir davaya dönüşmeleri gibi bir durum söz konusu değildir. Bu nedenle, davaların ayrı ayrı karara bağlanması, yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin ayrı ayrı tayin edilmesi gerekmektedir.
O halde, birleştirilmiş iki ayrı dava mevcut olmasına rağmen tek dava varmış gibi hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/10051, K. 2011/15327, 17 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama