KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/10151 E., 2010/10933 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
330 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.05.2008 gün ve 2007/196-2008/90 sayılı kararı onayan Daire’nin 10.05.2010 gün ve 2010/5072 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin "flex seramik" ibaresinin marka olarak adına tescilli başvurusunun, davalı TPE Başkanlığı'nca 556 sayılı KHK'nin 7/1-c maddesi uyarınca kesin şekilde reddedildiğini, oysa seramiğin sert ve kırılgan bir malzeme olduğunu, müvekkilinin ise uzun çalışmalar sonucunda seramikten esnetilebilmesiyle ayrılan bir malzeme üretip ürünün bu farklılığını vurgulamak için anılan markayı kullanmak istediğini ileri sürerek, davalı TPE YİDK'nun 2007/M-684 sayılı kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davacının marka olarak adına tescilini istediği "seramik" ibaresinin ilgili sektörde herkes tarafından kullanılan tanımlayıcı nitelikteki bir sözcük olduğu, "flex" ibaresinin de İngilizce'de "esnemek, bükmek, eğilip bükülmek" anlamına geldiğini, bizzat davacı vekilinin de markanın esneme özelliği olan seramik ürünlerinde kullanılacağını bildirdiği, dolayısıyla davacı markasının bütünsel anlamda üzerinde kullanılacağı ürünleri tanımlayan, karakteristiğini belirten, kısaca 556 sayılı KHK'nin 7/1-c maddesi anlamında tasviri nitelikte bir kelime grubu olduğu, davalı TPE YİDK kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilen karar Dairemizin 10.05.2010 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davacı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/10151, K. 2010/10933, 28 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama