KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/10173 E., 2010/12387 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Aralık 2010
- Mahkemesi
- İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
793 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.05.2008 tarih ve 2006/372 - 2008/117 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 30.11.2010 gününde davacı avukatı..... ile davalı avukatı .... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti.
Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar... ve Kuyumculuk Ticaret Sanayi Ltd.
Şti, Baki Oğraş ve ... vekili, BAKİ ibaresinin ilk kez müvekkillerinden... tarafından 1978 yılında kullanılmaya başlanılıp, 1979 tarihinde 10365 no ile şahıs şirketi olarak Konya Ticaret Sicil Memurluğuna kayıt olduğunu, 1985 tarihinden itibaren 14376 sicil numarası ile diğer davacı ... ile birlikte şahıs şirketinde kullanımı devam eden BAKİ ibaresinin, 1996 yılında da tüzel kişilik kazandırılarak... ve Kuyumculuk imalat Ticaret Sanayi Ltd.
Şti. olarak tescil edildiğini, bugüne kadar 28 yılı aşkın bir süredir ürünlerinde ve mağazacılık hizmetlerinde nizasız ve fasılasız kullanılarak maruf hale getirildiğini, ayırt edici nitelik kazandırıldığını, müvekkillerinin altın, gümüş ve diğer kıymetli maden ve taşlardan mamul eşya ve mücevheratın imalatı ve ticareti ile uğraşarak sektörün önemli kuruluşlarından biri haline geldiğini ancak, davalı ...’ın BAKİ ibaresini 2002 6278 no ile 14, 35 ve 40. sınıflara dahil mal ve hizmetler için kötü niyetle haksız ve hukuka aykırı surette tescil edildiğinin öğrenildiğini,
oysa BAKİ markasını tescil ettirmeden piyasada ilk kez kullanan ve maruf hale getiren kişi olmaları nedeniyle gerçek hak sahipliğine dayalı olarak 556 Sayılı KHK’nın 8/3 ve 8/5 maddeleri çerçevesinde KHK’nın 42/1-b maddesi çerçevesinde hükümsüzlük kararı verilmesi gerektiğini, her iki tarafın da kuyumculuk sektöründe faaliyet göstermeleri nedeniyle davalıların BAKİ ibaresinin haklı itibarından yararlandıklarını, BAKİ ibaresinin ticari unvanın ayırt edici unsuru olması nedeniyle sınai mülkiyet hakkı olarak değerlendirilmesi gerektiğini,
KHK’nın 8/5 maddesi uyarınca korunan sınai mülkiyet hakların kullanım sonucu ayırt edici hale gelmelerinin de gerekmeyip tescil edilmiş olmalarının yeterli bulunduğunu, davalının tescilden 16 yıl sonra Baki Kuyumculuk İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Ltd.
Şti olarak gerçekleştirdiği ticaret unvan tescilinin kötüniyetli olduğunu, kuyumculuk sektöründe faaliyet gösteren davalının müvekkillerinden haberdar olmamasının mümkün bulunmadığını ileri sürerek davalıların BAKİ markasına ve ticaret unvanına vaki tecavüzlerinin ve haksız rekabetlerinin tespiti ile men’ine, ... adına 2002 06278 no ile tescilli BAKİ markasının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, davalı şirket unvanında yer alan BAKİ ibaresinin ticaret unvanından terkinine, hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ile Baki Kuyumculuk İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti vekili, davacılardan Baki ve ...’ın adi ortaklığının 1998 tarihinde sona ererek sicil kaydının kapatılması nedeniyle açılan davada hukuki yararlarının bulunmadığını, markayı yaygın ve maruf hale getirenlerin müvekkilleri olduğunu, davacının tüm faaliyetinin Konya ve çevresi ile sınırlı olup, müvekkilince yurt içinde ve yurt dışında fuarlara katılıp markanın yaygınlaştırılmasından sonra Konya ve çevresinden çıkıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin 20.12.1996 tarihinde, davalı şirketin ise 4.6.2004 tarihinde altın gümüş ve kıymetli maden ve taşlardan mücevher imalatı ticareti, ithalat ve ihracatını yapmak üzere kurulduğu, her iki tarafın ticaret unvanındaki belirleyici unsurun BAKİ ibaresi olduğu, davacı şirketin öncelik hakkının bulunduğu,
davalı şirketin ticaret unvanından bu nedenle BAKİ ibaresini kullanamayacağı, davalılardan ... adına 14, 35 ve 40. sınıflarda 25.3.2002 tarihinden geçerli olacak şekilde 2002 06278 no ile hizmet-ticaret markası olarak BAKİ ibaresinin tescil edildiği, davacı şirketin...+şekilden oluşan 2003 20254 sayılı başvurusunun ise müddetinin dolması nedeniyle geçerliliğini yitirdiği, davacı gerçek şahıs Baki ve ...’ın, SARRAF BAKİ ibaresi ile kuyumculuk faaliyeti gösterdikleri davalının 1989 yılından beri Nusret Kuyumculuk adi ortaklığında, ürünlerinde BAKİ ibaresini markasal olarak kullandığını ispat edemediği,
öte yandan davacının KHK 8/5. maddesi uyarınca tescilli ticaret unvanı vasıtasıyla da davalının BAKİ markasının hükümsüzlüğünü talep edebileceği gerekçesiyle davalılardan ... adına tescilli 2002 06278 nolu BAKİ markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalı Baki Kuyumculuk İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Ltd.
Şti'nin unvanından BAKİ ibaresinin çıkarılmasına, davalı şirketin Baki ibaresi ile ticari faaliyette bulunmasının yasaklanmasına, tanıtım vasıtaları ve tabelasından BAKİ kelimesinin silinmesine, tescilli marka ve ticaret unvanının kullanımı sicilden terkin edilinceye kadar yasal olmakla haksız rekabetin tespiti ile men’ine ilişkin talebin reddine, karar kesinleştiğinde hüküm fıkrası özetinin ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/10173, K. 2010/12387, 2 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama