KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/10247 E., 2010/10821 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ekim 2010
- Mahkemesi
- İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
392 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.07.2008 gün ve 2005/575 - 2008/168 sayılı kararı onayan Daire’nin 17.05.2010 gün ve 2008/13877 - 2009/5149 sayılı kararı aleyhinde davacılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkilleri ile davalının "Kanatçı ...'ın Yeri" isimli işyerine ortak olduklarını, işyeri ruhsatının müvekkili şirket adına düzenlendiğini, 05.01.1998 tarihli protokol ile anılan ortaklığın feshedilip toplam (3.500.000.000.-) TL karşılığında isim hakkının ve işyerinin müvekkillerine devredildiğini, müvekkillerince bedelin tamamının ödendiği halde anılan ibarenin marka olarak tescili için davalı tarafından müracaatta bulunulduğunun öğrenildiğini,
bu hususta açtıkları davanın reddedilip ret kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesince "davalı adına olan marka tescil buşvurusunun dava tarihinde henüz tamamlanmadığının anlaşılmasına, idari prosedür tamamlanmadan açılan davanın dinlenmesinin mümükün bulunmamasına" gerekçeleri eklenerek onandığını, davalı adına marka tescili ile ilgili prosedürün tamamlandığını ileri sürerek, davalı markasının iptali ile müvekkilleri adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava dilekçesinde belirtilen dava sonucunda anılan markayı müvekkilinin tanıttığının ve kendi uhdesinde tutup, davacılara devretmediğinin kabul edildiğini savunarak, kesin hüküm nedeniyle davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacılar tarafından açılan önceki davada anılan marka üzerindeki hakların kendilerine ait bulunduğunu ileri sürerek davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğünü istedikleri, kesinleşen hükümle marka üzerindeki hakların sözleşme hükümleri gereğince markayı tanıtan davalıya ait olduğunun ve davacıların da anılan ibareyi ticaret uvanı olarak kullanma haklarının bulunduğunun kabul edildiği, böylece kesinleşen hükümle tescil kapsamındaki hizmetler yönünden marka hakkının davalıya ait olduğunun anlaşıldığı ve söz konusu hükmün bu dava yönünden de güçlü delil oluşturacağı ve aksinin de kanıtlanamadığı gerekçesiyle, kanıtlanamayan davanın reddine dair verilen karar, davacılar vekilinin temyizi üzerine onanmıştır.
Davacılar vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacılar vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/10247, K. 2010/10821, 26 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama