KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/10299 E., 2012/2391 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
451 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29.12.2009 tarih ve 2008/889 - 2009/1000 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında güvenlik hizmetleri sözleşmesinin imzalandığını, sözleşme uyarınca müvekkillinin edimlerini yerine getirdiğini, davalının 14.12.2007 tarihinde sözleşmeyi 01.01.2008 tarihinden itibaren tek yanlı olarak feshettiğini müvekkiline bildirdiğini, müvekkilinin tek taraflı feshi kabul etmediğini, davalının tüm baskı ve zorlamalarına karşın müvekkilinin sözleşmeye sadık kaldığını, davalının bu defa 02.05.2008 tarihinde fesih ihbarında bulunduğunu, ancak bu ihbarın sözleşmenin yenilenmesinden sonra müvekkiline tebliğ edildiğini, ancak yapılan feshin sözleşme hükümlerine uygun olmadığını ileri sürerek, 10.000 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki güvenlik hizmetleri sözleşmesinin 02.05.2008 tarihli ihbarname ile usulünce feshedildiğini, bu tarihten önce 14.12.2007 tarihli yazı ile de hizmet alımına son verileceğinin davacı yana bildirildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen özel güvenlik sözleşmesinin davalı tarafından sözleşmede öngörülen süreye uyulmaksızın feshedildiği, haksız fesih nedeniyle davacının kar kaybına uğradığı, ayrıca güven ve prestijinin kaybolduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 7.339 TL maddi, 1.500 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, BK'nun 98/2 maddesi delaletiyle akitlerde de uygulanması gereken BK'nun 44.ncü maddesi uyarınca davacı zararın artmaması için gerekli önlemleri almak zorunda olup, aykırı hareketinin sonuçlarına kendisinin katlanması gerekir. Bu itibarla mahkemece davacının emsal bir iş bulmasının mümkün bulunup bulunmadığı, bulabilir ise ne kadar sürede bulabileceği uzman bilirkişi vasıtasıyla tesbit edilip, buna göre ve bu süre için mahrum kalınan net kâra hükmedilmek gerekirken, bu husus nazara alınarak bakiye sözleşme süresinin tamamı için bir kâr mahrumiyetine hükmedilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Ancak, sözleşmeye aykırılık tek başına manevi tazminatı gerektiren bir husus olmayıp, manevi tazminat için BK'nun 49.ncu maddesindeki koşulların bulunması gerekir. Mahkemece bu husus nazara alınmadan ve somut gerekçesi gösterilmeden manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/10299, K. 2012/2391, 21 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama