KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/10894 E., 2012/2665 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
485 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Tatvan Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.04.2010 tarih ve 2008/318 - 2010/536 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili banka ile davalı şirket arasında Genel Ticari Kredi Sözleşmesi imzalandığını, hesabın kat edilmesine ilişkin ihtarnamenin tebliğine rağmen borcun ödenmedini ileri sürerek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı tutularak şimdilik asıl alacak, işlemiş faiz ve işlemiş faizin % 5 BSMV' si olmak üzere toplam 36.419,55 TL'nin temerrüt faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir
Davalı vekili, müvekkilinin davaya konu krediyi kullanmadığını ve bankadan para almadığını, banka çalışanı...'nun 10/01/2007 tarihinde intihar etmesi sonucu ortaya çıktığı üzere zimmet olayında davacı banka çalışanın müvekkili adına kredi kullandığını,...'nun bıraktığı mektuplardan müvekkili adına kullanıldığı görünen kredinin aslında kendisi tarafından kullanıldığını belirttiğini, açılan kredinin usulüne uygun tahsis edilmediğini ve BK'nun 55. maddesi gereği banka personeli...'nun sebep olduğu zarardan davacı bankanın sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davaya konu alacak miktarının, davalının bilgisi dışında davacı banka çalışanı... tarafından yapılan usulsüz işlemler neticesinde ortaya çıktığının tüm dosya kapsamından anlaşıldığı,
davacı iddiası ile bu iddiaları büyük oranda destekleyen ve itibar edilmeyen bilirkişi raporunda her ne kadar kredi çekilen dekont üzerinde davalı müşteri imzasının bulunduğu gerekçesiyle davalının sorumlu olacağı belirtilmiş ise de salt, dekonttaki müşteri imzasının varlığının yapılan işlemin usulüne uygun olduğu sonucunu doğurmayacağı, söz konusu dekonttaki imzanın hile ve benzeri usulsüz yollarla alınmamış olması gerektiği, dosya kapsamında toplanan delillerden bahse konu tediye fişlerindeki imzaların hile yoluyla alındığının anlaşıldığı, zira.
Savcılık soruşturma dosyaları ve banka müfettiş raporlarından, banka görevlisi...'nun büyük çaplı usulsüz işlemler neticesinde zimmet fiilini işlediğinin sabit olduğu, görevlinin kasasında mudilere ait imzaları içeren boş tediyefişlerinin bulunduğu, davacı bankanın görevlisinin müşteriler ile iyi ilişkilerine dayanarak açığa imzalı tediye fişlerini kullanmak suretiyle hesaplarda usulsüz işlemler yaptığının sabit olduğu,
banka çalışanı...'nun intihar etmeden önce düzenlediği ve bizzat kendi eli ürünü olduğu tespit edilen "Bana ait kredileri işaretledim" şeklinde not düştüğü 07/01/2007 tarihli kredi fihristinde davalı müşterinin de işaretli bulunduğu, davacı bankanın bir güven kurumu olması itibariyle çalıştırdığı yetkili kişilerin işlemlerinden kural olarak sorumlu olduğu,
faaliyetlerinin mevzuata, iç düzenlemelerine ve bankacılık teamüllerine uygun olarak yürütülmesini sürekli denetlenmesi gerektiğinden sorumlu müdür ve yardımcı diğer personelin haricinde kredi komitesinin varlığı da göz önünde tutulduğunda davacı bankanın mevcut zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/10894, K. 2012/2665, 24 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama