KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/10895 E., 2012/2181 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
610 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Tatvan Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.04.2010 tarih ve 2009/70 - 2010/553 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin uzun yıllardan beri davalı bankanın müşterisi olduğunu, davalı banka personeli ...'nun intihar etmesinden sonra banka müşterilerinin hesaplarında usulsüzce para çekip zimmetine geçirdiği ve bir çok müşteri adına da bilgileri olmadan kredi kullanıp kendi zimmetine geçirdiğinin ortaya çıktığını, müvekkili şirketin hesabından da bilgisi dışında çeşitli zamanlarda 7.700 TL paranın çekilmiş olduğunu fark ettiğini, davalı bankanın personelinin zimmetine geçindiği parayı tazmin etmesinin gerektiğini ileri sürerek, anılan meblağın mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafın hesabından para çektiğine dair işlem fişlerinde müşteri imzalarının bulunduğunu, işlem sırasında müşteri görülmeden onay verilmesinin söz konusu olamayacağından davacı tarafça imza karşılığı alınan paranın geri iadesini talep etmesinin hukuken kabul edilemeyeceğini, davacının tacir olduğunu, basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümlülüklerinin bulunduğunu, tediye fişlerini imzaladığının açıkca ortada olduğunu, bir an için davacının boş dekontları imzaladıkları kabul edilse bile boş dekontları imzalayan davacının meydana gelen zarardan ağır kusur ve ihmalinin bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı banka nezdinde bulunan davacıya ait hesaptan davalı banka çalışanı ... tarafından usulsüz para çekme ve yatırma işlemlerinin yapıldığı, 22.11.2006 tarihinde davacı kredi hesabından 16.499,00 TL'nın ... imzasıyla çekildiği, tediye dekontu üzerinde herhangi bir müşteri imzasının olmayıp ... imzasının bulunduğu, davaya konu alacak miktarının davacının bilgisi dışında davalı banka çalışanı ... tarafından yapılan usulsüz işlemler neticesinde ortaya çıktığının tüm dosya kapsamından anlaşıldığı,
zira Savcılık soruşturma dosyaları ve banka müfettiş raporlarından, bankagörevlisi ...'nun büyük çaplı usulsüz işlemler neticesinde zimmet fiilini işlediğinin sabit olduğu, görevlinin kasasında mudilere ait imzaları içeren boş tediye fişlerinin bulunduğu, davalı bankanın görevlisinin müşteriler ile iyi ilişkilerine dayanarak açığa imzalı tediye fişlerini kullanmak suretiyle hesaplarda usulsüz işlemler yaptığının sabit olduğu,
yine bir sureti Tatvan Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2007/72 sayılı soruşturma dosyası içersinde bulunan, banka çalışanı ...'nun intihar etmeden önce düzenlediği kendi eli ürünü olduğu tespit edilen mektubundaki "Bana ait kredileri işaretledim." şeklinde not düştüğü 07/01/2007 tarihli kredi fihristinde davacının da yer aldığını, davalı bankanın bir güven kurumu olması itibariyle çalıştırdığı yetkili kişilerin işlemlerinden kural olarak sorumlu olduğu,
faaliyetlerinin mevzuata, iç düzenlemelerine ve bankacılık teamüllerine uygun olarak yürütülmesini sürekli denetlenmesi gerektiğinden davalı bankanın bilirkişi raporunda da belirtilen toplam 25.499,00 TL'lık tutar bakımından sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 7.700,00 TL'nın 22.07.2008 tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, dava dışı banka çalışanının usulsüz işlemlerle davacıya ait hesaptan çektiği ileri sürülen paranın davalı bankadan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, 22.11.2006 tarihli kredi kullanımı davacı taraf açısından fiktif bir işlem olup, dava dışı banka çalışanının müşteri hesapları üzerinden usulsüz kredi işlemleri gerçekleştirdiği, Dairemize intikal eden diğer dava dosyalarında yerel mahkemece de kabul edilmiş olup, işbu dosyadaki kabul şekline göre de sözkonusu 22.11.2006 tarihli kredi gerçekte müşteriye ödenmemiş bir kredidir. Bu itibarla, davalı bankaya ait olup dava dışı banka çalışanının usulsüz işlemlerle zimmetine geçirdiği kabul edilen banka parasının davacıya ödenmesine karar verilmesi doğru değildir.
Ayrıca, mahkemece davacıya ait hesaptan çekildiği kabul edilen 7.700,00 TL’nın de hangi tarihte hangi işlemle hesaptan çekildiği dahi araştırılıp açıklanmadan ve dava dilekçesinde bahsi geçen alacağın varlığı usulünce ispatlanmadan eksik incelemeyle davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/10895, K. 2012/2181, 17 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama