KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/11044 E., 2012/1874 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
420 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bandırma 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/03/2010 tarih ve 2010/23-2010/124 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davacı şirketin 2006 yılındaki müdürü ...tarafından davalı bankanın Bandırma Şubesi'nden 30.910 TL tutarında kredinin şirket adına çekildiğini, kredi sözleşmesinde müteselsil borçlu ve kefil olarak davacı şirket ortaklarının imzalarının taklit edilerek atıldığını, bu durumdan banka çalışanlarının haberdar olduğunu, ortakların bu işlemi, aleyhlerine icra takibi yapılınca öğrendiklerini, eski şirket müdürü hakkında açılan ceza davasının mahkumiyetle sonuçlandığını, sahte imzalı kredi sözleşmesinin hukuki sonuç doğurmayacağını, davalının özen borcunu yerine getimediğini, çalışanlarının kusurundan dolayı sorumlu olduğunu ileri sürerek davalıya ödenen 9 taksit bedelinden şimdilik 10.000 TL'lik kısmının davalıdan tahsilinin talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, işlemin yapıldığı tarihte şirket müdürü olan kişinin yetkili olması nedeniyle sözleşmenin geçerli olduğunu, ceza davasının kefillerin durumunu etkilediğini, kredi borçlusu olan davacı şirketin ödemelerinin sözleşmeye göre yapıldığını, iadeyi gerektirir hukuki bir sebep bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, kredi sözleşmesinin davalı şirket yetkilisi tarafından imzalandığı, daha sonra kefillerin imzalarının taklit edildiğinin anlaşıldığı, bu hususun sözleşmenin geçerliliğini etkilemeyeceği, davacı yanın krediyi almadığını ileri sürmediği, kredi kullananın bunu geri ödemekle yükümlü olduğunu gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı şirket vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Diğer davacı ...'in temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; adı geçen davacı bakımından açılan dava sahte imza ile kefil olarak gösterildiği kredi sözleşmesi nedeniyle davalı bankaya yaptığı ödemenin istirdadı istemine ilişkin olup, öncelikle adı geçen davacının bu kredi borcu nedeniyle bankaya herhangi bir ödeme yapıp yapmadığı toplanacak taraf delilleri değerlendirilmek suretiyle saptanıp, yaptığı bir ödemenin
bulunmadığının anlaşılması halinde istirdat davasında aktif husumet ehliyetinin bulunmadığının gözetilmesi ödeme yaptığının anlaşılması halinde ise davacının kredi sözleşmesine kefaletinin geçerli olup olmadığının değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu davacı yönünden de davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/11044, K. 2012/1874, 14 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama