KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/11248 E., 2012/7619 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
734 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/12/2009 tarih ve 2009/382-2009/442 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı bankanın Eskişehir Şubesi'ne hesap açmaya giden müvekkillerinin, banka çalışanlarının "Off Shore bankasının kendi bankaları olduğu, paranın tamamıyla banka güvencesi altında olduğu ve daha yüksek gelir sağladığı" yönündeki tavsiye ve yönlendirmeleriyle müvekkillerinden Hamide'nin 24/11/1999 tarihinde 14.272,00 TL'lik, Maruf'un ise aynı tarihte 6.810,00 TL’lik “Off Shore” hesabı açtırarak tasarruflarını bu hesapta değerlendirmeye başladıklarını, yaptığı işlemlerden dolayı 21.12.1999 tarihinde TMSF tarafından el konulan davalı bankanın verdiği taahhüt ve güvencelere rağmen, müvekkillerinin parasını ödemediğini,
Yurt Security Off Shore Bank aleyhine yapılan icra takibi sonucu aciz vesikası alındığını ve bu suretle açılan davada yüksek mahkemenin belirttiği Off Shore Bankaya müracaat ve hukuki süreci tüketme şartının gerçekleştiğini, davalının müvekkilinin zararından Borçlar Kanunu'nun 5 ve 100. maddeleri uyarınca sorumlu bulunduğunu, ayrıca bu durum nedeniyle sıkıntılar yaşayan müvekkillerinin psikolojilerinin bozulduğunu ileri sürerek müvekkillerinden Hamide'nin 14.272 TL alacağının ve 10.000 TL manevi tazminatın 24.11.1999 tarihinden,
Maruf yönünden ise 6.810 TL alacağının ve 6.000 TL manevi tazminatın 24.11.1999 tarihinden itibaren alacağa reeskont ve manevi tazminata yasal faiz yürütülerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, yetki, görev ve zamanaşımı itirazında bulunduktan sonra esasa ilişkin olarak müvekkilinin durumunun Borçlar Kanununun 457 ve devamı maddelerinde düzenlenen havale sözleşmesindeki havale gönderenin talimatı doğrultusunda havale meblağının havale alıcısına ulaştırılmasını sağlayan havale ödeyicisi olduğunu ve sorumluluğunun bulunmadığını, ayrıca manevi tazminat verilmesi koşullarının gerçekleşmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, hesabın havale edildiği Off Shore Bankası olan Yurt Security Off Shore Ltd. Şti.'nin ayrı bir tüzel kişilik olarak Kıbrıs'ta bulunduğu, cebri icranın her devletin kendi ülke ve sınırları içinde haiz olduğu mutlak yetkilerden olduğu, Kıbrıs'ta mukim olduğu anlaşılan Yurt Security Off Shore hakkında öncelikle Kıbrıs'ta dava ve icra takibi yolu ile tüm yasal yollar tüketildikten sonra alacağın tahsil edilememesi halinde mahkemeye başvurulması gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı ...Ş.’nin külli halefi olduğu Yurtbank A.Ş. Eskişehir Şubesi’nde bulunan davacıların mevduatının, davacıların iradesi fesada uğratılarak Yurt Security Offshore Bank Ltd. hesabına gönderildiği iddiasına dayalı olarak açılmış alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, açılan davanın “zamansız” olduğundan bahisle reddi cihetine gidilmiş ise de, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen 29.11.2005 tarihli karar ile davalı bankanın külli halefi Yurtbank A.Ş.’nin yöneticisi olan Ali Balkaner hakkında, “offshore hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle dolandırıcılık” suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuş ve işbu ceza hükmü Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 19.10.2006 gün ve 1600-16357 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir.
Ceza mahkemesince verilen ve kesinleşen kararın gerekçesinde, Ali Balkaner ve Yurtbank A.Ş.’nin diğer bir kısım yöneticilerinin, Yurtbank A.Ş. aracılığıyla offshore hesabı açtıran 4204 kişiyi, bankayı vasıta kılmak suretiyle dolandırdıkları ve bu suretle topladıkları paraların Balkaner Holding bünyesindeki şirketlere ucuz kredi olarak aktarıldığı, offshore bankasının paravan bir şirket olarak Ali Balkaner tarafından yakınlarına kurdurulduğu açıklanmıştır.
Bir başka söyleyişle, Yurtbank A.Ş.’nin söz konusu yöneticileri tarafından davacı ve onun durumundaki diğer off-shore hesabı açtıranların iradelerinin fesada uğratıldığı ve bu suretle off-shore hesaplarına para yatıran kişilerin haksız ve hukuka aykırı bir fiile maruz bırakıldıkları açıkça ortaya konmuştur.
Bu durumda, gerek ceza mahkemesindeki belirlemeler ve gerekse de Dairemize intikal eden emsal dosyalardaki aciz vesikaları da gözetildiğinde, davacının alacağını Yurt Security Off-Shore Ltd.’den tahsil edemeyeceğinin anlaşılması karşısında, davanın zamansız olarak nitelendirilemeyeceğinin kabulü ile ceza mahkemesinin mahkumiyet kararının hukuki sonuçları BK’nun 53. maddesi çerçevesinde gözetilmek suretiyle, BK’nun 41, TTK’nun 321/son ve 336/5. maddeleri uyarınca, davalının davacıların ileri sürdüğü zarardan sorumlu tutulması gerekip gerekmediği tartışılıp değerlendirilerek, varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmek üzere yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki (3) nolu bent dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/11248, K. 2012/7619, 11 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama