KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/11330 E., 2012/3061 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Mart 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
401 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 21.04.2010 tarih ve 2010/22 - 2010/213 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait konutun davalı tarafından yangın rizikolarına karşı sigorta teminatı altına alındığını, 29.10.2002 tarihinde meydana gelen yangın nedeniyle oluşan hasar bedelinin davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek, 22.110 TL’nın temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yangının çıkış sebebinin meşkûk olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 26.088 TL tazminatın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, ana alacağı teşkil eden 17.288 TL ye dava tarihinden itibaren değişen oranlardaki reeskont faizinin uygulanmasına, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında bulunan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Ancak, mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyulmak suretiyle alınan bilirkişi raporu uyarınca davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, 26/03/2007 tarihli bilirkişi raporu Yargıtay denetimine elverişli ve hüküm kurmaya yeterli değildir.
Zira, uyuşmazlık konusu yangının davalı nezdinde sigortalı olan davacıya ait binada meydana geldiği ve bu yangın neticesinde ağırlıklı olarak binada ve kısmen ev eşyalarında oluşan hasarın tazmini istendiğine göre, hasar sonucu oluşan gerçek zararın belirlenmesinde mahkemece aralarında bir inşaat mühendisinin de bulunduğu bilirkişi heyetinden görüş alınmak suretiyle sonuca varılması gerekir. Oysa, mahkemece benimsenen 26/03/2007 tarihli bilirkişi raporunu düzenleyen heyette inşaat mühendisi bilirkişi bulunmadığı gibi bilirkişiler genel olarak daha önce alınan tespit dosyası raporundaki değerlendirmeleri esas alarak
sonuca ulaşmıştır. Davalı tarafça bu tespit raporu kabul edilmediğine göre, söz konusu tespit dosyasında saptanan hususlar ile eksper tarafından düzenlenen raporun karşılaştırması yapılmak sureti ile meydana gelen hasar sonucu oluşan davacının gerçek zararının belirlenmesine ilişkin ayrıntılı bir rapor düzenlettirilmek sureti ile sonuca gidilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi görüşüne dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/11330, K. 2012/3061, 2 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama