KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/11407 E., 2010/9580 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
307 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.09.2008 tarih ve 2007/409 - 2008/525 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının, müvekkili aleyhine ilam mahiyetinde 4 ayrı senede dayalı olarak takip başlattığını, senetlerden üçünde müvekkili imzasının olmadığını, çok yaşlı bir bayan olduğundan durumun sonradan fark edildiğini ileri sürerek, bu senetlerden dolayı borçlu olmadığının tespit ile takibin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının uzun süre takibe itiraz etmediğini, esasen borcunun daha fazla olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dört ayrı senetten dolayı davacı aleyhine takip yapıldığı, bu senetlerin üçünde imzasının olmadığı, borcunun bulunmadığı gerekçesiyle icra takibine mesnet teşkil eden 2542, 2542 ve 2606 sayılı senetlerden dolayı borçlu bulunmadığının tespitine ve bu senetlerle ilgili olarak davacı hakkında girişilen icra takibinin durmasına karar verilmiştir
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak, tarım kredi kooperatifi niteliğinde bulunan davalının 1581 sayılı Kanunun 19-B-a maddesi uyarınca açtığı davalarda harçtan muaf olduğu, davalı tarafta yer aldığı takdirde böyle bir muafiyetinin bulunmadığı halde davanın kabulüne karar verilmesine rağmen yazılı şekilde harçtan sorumlu tutulmaması doğru görülmemiş, kararın re’sen bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/11407, K. 2010/9580, 4 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama