KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/11534 E., 2010/12606 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
350 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Meriç Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.06.2008 gün ve 2008/18-2008/48 sayılı kararı bozan Daire’nin 20.05.2010 gün ve 20086336-2010/5641 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı, davalı tarafından kendisi aleyhine kefil olduğundan bahisle asıl borçlu ile birlikte icra takibine geçildiğini, takibe konu kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile veya herhangi bir nedenle imzalamamış olduğunu, bu nedenle hakkında icra takibi yapılmasının yasaya aykırı bulunduğunu ileri sürerek, icra takibi ve davaya konu genel kredi sözleşmesinden dolayı herhangi bir sorumluluğunun olmadığına ve borçlu bulunmadığına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından verilen vekaletname ile ...’un kefil olma yetkisini de içerecek şekilde yetkili kılındığını, takibe konu genel kredi sözleşmesindeki ...’un isminin yazılı olduğu kısımdaki imzanın ...’a ait olup, bu imzanın ...’a vekaleten atılmış bulunduğunu, vekilin imzasının vekalet vereni bağlayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşmeye kefil sıfatıyla atılan imzanın davacı ...’a ait olmadığı, davacı tarafından verilen vekaletnamede kefil olunacak borç miktarının belirtilmediği, bu nedenle vekaleten yapılan kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı, sözleşmenin ... tarafından davacıya vekaleten müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı hususunun anlaşılamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının davalı kooperatife Meriç İcra Müdürlüğünde başlatılan takibe konu 42.836,88 YTL’lik kefalet sözleşmesinden dolayı borçlu olmadığının tespitine dair verilen karar,davalı vekilinin temyizi üzerine diğer temyiz itirazları reddedilip,bozma ilamında yazılı gerekçelerle davalı yararına bozulmuştur.
Bu kez, davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/11534, K. 2010/12606, 7 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama