KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/11610 E., 2010/9759 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
391 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.12.2007 tarih ve 2007/198-2007/407 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 29.06.2010 gününde davacı Avukatı ...ile davalı Avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin tahsil ettiği parayı müvekkiline ödememesi üzerine, davacının Almanya’da Dortmund Asliye Hukuk Mahkemesi’ne açtığı alacak davası sonunda 31.5.2006 tarihli karar ile 26.799,36 Euro ana paranın 01.01.1999 tarihinden itibaren %5 faizi ile birlikte ödenmesine karar verildiğini, ayrıca masraflara ilişkin ek karar da verildiğini, kararın 29.08.2006 tarihinde kesinleştirildiğini, o davanın kamu düzenine ilişkin sonuçlarının bulunmadığını, tenfiz koşullarının tamamının oluştuğunu ileri sürerek, anılan yabancı mahkemenin asıl ve ek kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tenfiz koşullarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, yabancı mahkemece gıyapta görülen davada doğrudan posta yolu ile tebliğ yoluna gidilmesinin davalının savunma hakkını kısıtladığı gibi, esasen MÖHUK’nun 38/c maddesi gereğince kamu düzeninede aykırı olduğu, kaldı ki aynı Kanun’un 34 ncü maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar olduğundan da söz edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yabancı mahkeme kararının davalı yana tebliğinin Lahey Sözleşmesine göre yapılmadığı, posta yolu ile tebliğ yoluna gidildiği, bu durumda MÖHUK’nun 34 ncü maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar olduğundan söz edilemeyeceği, bunun bir tenfiz engeli oluşturduğu gerekçesiyle davanın reddi dosya kapsamına uygun ve davacı vekilinin aksi yöndeki tüm temyiz itirazları isabetsiz olup, mahkemece bu gerekçe ile yetinilmesi gerekirken, incelenmesine gerek kalmayan diğer tenfiz engelleri ile ilgili diğer gerekçelere de dayanılarak aynı sonuca varılması karşısında, bu gerekçeler ile ilgili davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmeksizin, temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/11610, K. 2010/9759, 5 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama