KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/1162 E., 2011/14057 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2011
- Mahkemesi
- İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Birleşen dava
- İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2007/110 Esas
Karar Metni
625 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/09/2009 tarih ve 2007/34-2009/165 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “BİM” işletme adını 1995 tarihinden itibaren ticaret siciline kayıtlı olarak kullandığını, 35,36,37,38,40,41,42 nolu hizmet sınıflarında marka olarak tescil edildiğini, davalının tabelalarında “KALİTELİ İNDİRİM MARKETLERİ-KİM”, “KAZANÇLI İSTANBUL MARKETLERİ-KİM” ibareli 35. sınıfta tescilli markalarının tamamı yerine “KİM” ibaresini kullandığını, müvekkiline ait “BİM” markasının tanınmış olduğunu, davalının müvekkilinin markasına tecavüz ve haksız rekabette bulunduğunu ileri sürerek markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, durdurulmasını, manevi tazminata hükmolunmasını; birleşen davada ise davalıya ait markaların hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin pazarlama stratejisinin orijinal ve kendine özgü olduğunu, KİM ibaresinin "Kazançlı İstanbul Marketleri" ve "Kaliteli İstanbul Marketleri" ibarelerinin baş harflerinden oluştuğunu, TPE nezdinde markalarının tescil edildiğini, markalar arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunmadığını, karıştırma ihtimalinin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı ile davalının marka veya kullandığı işaret arasında görsel, işitsel, kavramsal benzerlik bulunmadığı, her iki markanın asli ve tali unsurlarıyla birlikte bütünü itibarıyla bıraktığı izlenimler bakımından benzerlik ve çağrışım olmadığı,
taraf markalarının ait oldukları mal ve/veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kitlesinin eğitim ve toplumsal durumu, markaların tescilli oldukları malın ya da hizmetin değeri ve buna bağlı olarak alıcının bu malı almaya gittiğinde harcadığı zaman kriterleri nazara alındığında orta düzeydeki tüketici tarafından karıştırma ihtimali olmadığı, davalının tescilli markalarının hükümsüz kılınıncaya kadar kullanımının markaya tecavüz ya da haksız rekabet oluşturmayacağı, davalının tescilden farklı biçimde “KİM+şekil” biçimindeki kullanımının dahi davacının “BİM+şekil” markalarından, süpermarket müşterisi bakış açısıyla farklı olduğu,
556 sayılı KHK’nin 9/1-c ve 8/4 maddesinde yazılı sulandırma, aşındırma, haksız yararlanma hallerinin de somut olayda mevcut olmadığı gerekçesiyle asıl davanın ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin asıl davaya yönelik bütün temyiz itirazlarının reddine, birleşen dava yönünden aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Birleşen dava, davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüğü talebine ilişkindir. Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporuna dayanılarak taraf markalarının bütünü itibariyle ortalama tüketici nezdinde bıraktığı izlenimler bakımından benzer olmadığı ve mağaza formatlarının da farklı olduğu gerekçeleriyle hükümsüzlük talebi reddedilmiştir.
Ancak, dava konusu markalardaki “KALİTELİ İNDİRİM MARKETLERİ” ve “KAZANÇLI İSTANBUL MARKETLERİ” ibareleri vasıf, cins, amaç ve coğrafi yer belirtmesi nedeniyle markanın baskın unsurunu oluşturmayıp yardımcı unsur niteliğini taşımaktadır. Davalı markalarındaki asıl unsur “KİM” ibaresidir. Taraf markalarının 35. sınıfta tescilli olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, söz konusu hizmetlerin ortalama alıcıları olan tüketiciler nezdinde, davalı markalarının asıl unsurunu oluşturan “KİM” ibaresinin, davacı markası “BİM” ibaresi ile 556 sayılı KHK’nin 8/1-b maddesi anlamında aralarında ilişkilendirme ihtimali olup olmadığı hususu değerlendirilmelidir. Hükme esas alınan bilirkişi raporu bu yönden yetersizdir.
Davalı markalarındaki “KİM” ibaresi ile davacı markasındaki “BİM” ibaresi yönünden iltibas tehlikesi bulunup bulunmadığı hususunda mahkemece bilirkişi kurulundan ek rapor alınması veya gerekli görülürse yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçelere dayanılarak birleşen davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/1162, K. 2011/14057, 17 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama